3 Aralık 2015 Perşembe

Cicikuuuş, cicikuuş!

   Hayvan bakmakta gerçekten de berbatım.
   Beni biliyorsanız, bundan yakındığımı defalarca kez duymuş olmalısınız. Hayvanların benim ellerime bırakılmış olmaları işkenceden farksızdı.
   Evet, işkence seviyesinden bir arpa boyu ilerlemiş oldum. Bir evcil hayvanım var. O, Avustralya kıtasına özgü Melopsittacus içinde yer alan tek kuş türü. Evet, bildiniz! O bir muhabbet kuşu.
   Papatyalı Pizza'dan bahsetmiş miydim? Ah, evet, Annabeth'le koyduğumuz ilk ismi buydu. Klasikleşmiş muhabbet kuşu isimlerine bir başkaldırı hareketi olarak koyduğumuz bir isimdi ama daha çok bir Tumblr blogu ismine benziyordu. Sonradan ona Limon demeye başladık. Ayrıca, ilk başta dişi sanmıştık ama büyüdükçe erkek olduğu ortaya çıktı. Gagası renk değiştirdi?!
   Limon'un ele alıştırmayı becerdiğim ilk kuş olması konusunda o kadar heveslenmiştim ki.. Sonuç? YİNE. BECEREMEDİM. Birkaç kez kuş beslemiş ve sihirli bir biçimde eline alıştırabilmiş "crazy bird lady" diyebileceğim bir arkadaşımdan esinlenmiştim. Esinlenmek yetmiyormuş. Bazı şeyleri yaşayarak öğrenmek zorundasınız, evet, acı gerçekler..
   Garip olan şey kuş benden korkmuyor. Ben kuştan korkuyorum. Ben korkunca o da korkuyor?! Sebep olarak annemin parmağını birkaç sefer hatırı sayılır bir şiddetle ısırmasını gösterebilirim. Bunun muhabbet kuşlarının avuçlanmaktan hoşlanmamasından kaynaklandığını kabul ediyorum pekala. Yine de her muhabbet kuşu içinde en yırtıcısından bir kartalla falan yaşıyor olmalı, bunu unutmamak lazım.
   Limon hakkında bir iki şey biliyorum. Indie rock gruplarını dinlemeyi seviyor. Zeki bir kuş, kafesini açtık mı kapatmamıza üç gün boyunca izin vermemişti. Yem yiyeceği zaman hep etrafını kolluyor, birinin yaklaştığını gördü mü kafesin kapısına çıkıyordu. Eh, muhabbet kuşlarının zekice davranışlarını duymuşluğunuz vardır mutlaka. Çiçek kemirmeyi de seviyor, uzattığım çiçekleri kemirmesini izlemek gerçekten güzel.
   Elime alıştırsam bütün gün dışarıda gezdireceğim hayvanı. En son baktığımda kuşlar insan dili konuşamadığından ona güven vermeden bunu anlatabilmemin imkanı yok gibi gözüküyor. Ha, taklitten söz etmiyorum. Kuş benimle otursun muhabbet etsin diye bir derdim yok cidden. Konuşmasa da olur. Ama parmağıma omzuma başıma konsun. Lütfen.
   Muhabbet kuşunun çektiği çileyi başka bir evcil hayvan çeker mi acaba? İsim kıtlığı mı, o bağıra bağıra ötüşlerinin karşılıksız kalması, sahibinin %96.5 ihtimalle sana adam akıllı bakamayacak olması... Büyük ihtimalle küçük bir çocukken muhabbet kuşlarına olan tavrımın beni şu an hayrete düşürüyor olması bende bu algıyı yarattı ama bana kalırsa her evcil hayvanın çektiği bir çile olsa da muhabbet kuşlarınınki ayrı. Kuşumun mutlu olmayı hakettiğine inandığımdan sukiüstü bir gayretle onunla ilgileniyorum. Project birbs.
   Şimdilik bu kadar, evcil hayvanlarınıza iyi bakın, görüşürüz!



3 yorum:

  1. ben de iki muhabbet kuşu sahibiyim, biri gerçi ailemize henüz yeni geldi sayılır. bir aile dostumuz kedinin ağzından kurtarmıştı, kuş beslediğimizi bildiğinden de biz getirdi. bulut adını koyduğumuz beyaz olanın (yeni gelen) kafesin dışına bir adım attığı yok. sadece günün tamamını içeride geçiriyor. ama bizimki dışarı çıkmayı çok seviyor. gerçekten zeki hayvanlar söylediğin gibi. mesela; boncuğun kafesini açmasak, oldukça yüksek rahatsız edici bir sesle bağırınmaya başlıyor, ve o açıldığı vakit o yemeği alıp kafesin kapısının en ucunda yeme olayını maalesef ki yaptığından, kapısını da kapatamıyoruz. bakımı her evcil hayvan gibi biraz zahmetli olsa da, gerçekten sevilesi varlıklar. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında alacaksın eline, mıncıracaksın da olmuyor

      Sil
    2. Ah, öyle vallahi. Ama bizimki omzumuza, başımızın üzerine filan konsa da ele almaya çalıştığımızda anında kaçıyor. keyfine göre geliyor. böyle ufacık tefecik kedi gibi aldın mı sarıldığında endişe etmeyeceğin gibi olsa (gerçi muhabbetin de o minnoşluğu sevimli ya) doya doya sevip mıncıklayacaksın dediğin gibi. :)

      Sil