19 Ağustos 2015 Çarşamba

Sultan II. Gölge Hazretleri

9.08.2015
   Bugün dört tane kedi buldum!
   Arkadaşımın ailesiyle, biraz dışarı çıksam güzel olur diye düşünüp gezmeye çıkmamla başlıyor bu olay.
   Ben normalde kedileri fazla sevmem. Herkes aaay olurken ben tepki vermeyebilirim. Doğrusunu söylemek gerekirse son seviye olması gereken kedi sevgim orta düzeydedir. Gerçekten sevilmeyi hak eden bir tür.
   Yolda gördüğümüz kedileri seve seve, okşaya okşaya yürüyorduk. Kedi kaynadığı kadar insan kaynayan bir yerdi. Şehirde insanların gezmeye çıktığı yerlerden. Birkaç iskeleye bağlanmış gemi, yosunlar, küçük ayaklarıyla nemli deniz kenarında dolaşan garip küçük böcekler, hafif dalgalı bir deniz ve kayalıklar. Hoş.
   Ancak rastladığımız iki kedi biraz farklıydı.
Karanlık olduğundan pek iyi çıkmamış ama..
   Tüyleri oldukça düzgün, bakışları farklı bir hava veren sevilesi kedilerdi bu ikisi. Özellikle kötü ışık altında telefon kamerasıyla çekilmediklerinde.
   Fotoğraftaki yavruya "Yumak" adını verdi arkadaşım. Annesini isimsiz bıraktık, tırmaladığından çok da uğraşmamaya karar verdik. O da uzaktan bizi izledi.
   Bu ikisiyle takılırken bir yavru daha belirdi, kardeşine benziyordu, ancak biraz daha koyuydu. Ona Martina ismini verdik, daha doğrusu arkadaşın kardeşi verdi.
    Sonra bir kedi daha, ruh kedim. Belki de ruh hayvanım değil ama ruh kedim. Baştan aşağı simsiyahtı, gözleri ve tüyleri. Beni yanımdakilerden daha çok sevdi. Arkadaşla ona isim bulmaya uğraştık. Oyuncu, İnci, Siyah İnci ve daha değişik şeyler. Sonra kayalıklardaki gölgelerde kaybolduğunu görünce aklıma Gölge ismi geldi. Tamam, Kitsune'nin kedisinin isminden aklıma gelmiş olabilir ama cidden çok yakıştı. Aslında değiştirecektim ama arkadaş ısrar etti, ben de bu yakışmışlıktan dolayı itiraz edemedim.
   Yaklaşık... Bir saat falan kedilerle oynadık. Oradan gidecekken annemi aradık. Apartmanın bahçesinde bakabileceğimi söyledi.
   Kediyi götürüyorduk, kucağımızda kendi ayaklarıyla oyun oynuyordu. Ama yolun yarısında yetişkinler bizi fark etti ve daha küçük olduğundan götüremeyeceğimizi söylediler. Biz de bıraktık tabii.
   Sonunda kediciksiz eve vardım. Kişiliğiyle, sevimliliğiyle garip bir biçimde bağlandığım küçük dostum yanımda değildi. Annemler hani kedi nerde diyerekten şaşırdılar tabii. Ben de bayağı üzülmüştüm ama yapacak bir şey yoktu, belki gerçekten de küçüktü.
   Yarın gidip orada mı diye bakacağız, belki götürebiliriz, kim bilir?

10.08.2015
   Şu an elektrikler kesilmiş durumda ve telefonumdaki uygulamadan bunları yazıyorum.
   Son zamanlarda elektrik kesilip duruyor. Bu gerçekten de sinir bozucu. Sırf bizim mahallenin elektriği kesiliyor, çevredekilere bir şey olduğu yok. Bu terbiyesizlik değil de nedir?! Bir düzeltemediler gitti. Trafo patlamış. Benim de canım sıkılıyor tabii.
   İnternette yazdığı üzere akşam beşte gelecekmiş elektrik. O saate kadar ne yapacağım?
   Kuzenimden "ödünç aldığım" (Hemen hemen her sayfasını kullandım.) başıboş, gereken değeri görmemiş ancak ellerimde paha biçilemez bir hazineye dönüşmüş ayrıntılı, "yetişkinler için" boyama kitabından bir sayfadaki kuşu boyayarak oyalanmayı denedim. Ama olmuyor, bunu yapmaya uygun bir ruh halinde değilim. Sonuç olarak üst kata çıktım ve mor koltukta uzanarak bu satırları yazıyorum. Hafif bir meltem perdeleri hareketlendiriyor. Görünüşe bakılırsa kardeşim yine saçma bir nedenden dolayı sızlanıyor. Bugün sıkıntıdan kaçış yok gibi. Görünüşe bakılırsa böyle durumlarda süslü betimlemeler kullanmaktan hoşlanıyorum.
   Gök gürlüyor.
   Yağmur yağmaz diye umut ediyorum. Kediler yağmurdan kaçar ve bu akşam Gölge'yle eve döneceksem, en azından onu görebileceksem yağmur yağmaması lehime olur.
   Sanırım diyecek pek bir şey yok. Hala Gölge hakkında endişeleniyorum. Ayrıca elektriğin olmaması wifi'ın çalışmaması ve sonuç olarak internetin de olmaması demek olduğunu ve benim de tam anlamıyla bir internet bağımlısı olduğumu düşünürsek... Gerçi, birkaç saat internetsiz kalmak sorun değil. Gölge'ye bakmaya giderken dünkü arkadaş da gelecek galiba, whatsapp'tan ulaşacaktım, ama olmuyor şimdi. Telefonunu arayabilirim ama şu an bir acelesi yok.
   Annemin komşularla konuştuğunu duyuyorum. Elektrik yarım saate gelir diyorlarmış. Umarım öyle olur. Şimdilik bu yazıyı yazmayı bırakıyorum. Görüşürüz.
-Birkaç saat sonra-
   Misafir geldi. Annem kedi konusunu açtı ve getirmemden hoşlanmayacağı çok belli. Can sıkıcı.
   Keşke evin içinde bakmama izin verse. Kendi evime çıkınca evde kedi bakabilirim belki. Evi seven bir türden alırım, mutlu mesut yaşarız... Ah, sanırım kediler benim de beynimi ele geçirdi! Eh, bu beni hoşnutsuz etmiyor, o kadar hoşlar ki!..
   Ah, Gölge, aramızda engeller var! Bazıları ilişkimizden hoşlanmıyor gibi gözüküyor! Ama merak etme, ben... Ah, ne diyorum ben? Sanırım beynim sahiden de kontrol ediliyor.
   Neyse. Sanırım moral bozukluğu ve can sıkıntısı denizinde boğulmaya gidiyorum. Ja ne!
-Akşamüstü-
   Şu an leptoptan yazıyorum. Bayağıdır kasıyor diye açmıyordum, buradan kullanmak da epey güzel yahu.
   Elektrik gelene kadar oyalanmak düşündüğüm kadar zor olmadı. 
   Gölge işi yarına kaldı. Umarım onu bulabilirim!

11.08.2015
   Bu tarihi belki bir, belki de iki hafta sonra bu tarihi yazıyorum ve tam hatırlamıyorum, o yüzden özet geçeceğim: Gölge ve ailesini yine bulabildim ve kardeşinin süt emdiğini gördüm, Gölge'nin de emiyor olduğunu düşündüm ve orada kalmasına karar verdim. Ayrıca sonradan o çevreye gittiğimde onları göremedim, aslında benzer kediler gördüm ama onlar mıydı bilmiyorum.

   Kedi sevgimin kabarması ve insanların kediler hakkında hikayeleri sevdiğini düşünmemle yazdığım yazının sonu! Yıllar sonra ilk defa bir hayvana bu kadar fazla bağlandım, Gölge'yi halen çok seviyorum. Umarım bir kez daha onu görebilirim. Görüşürüz!

3 yorum:

  1. Benim hakkımda "Arkadaş" diye bahsetmesen ;)
    O değil de NASIL YOKLARDI YA.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her yazımda senin adını kullanmaktan bıktım tatilim senle geçti be.
      Ve çimenlik alanda kediler gördüm onlardı galiba ama emin değilim :|

      Sil
    2. Ben kullanıyorum??

      Sil