28 Ağustos 2015 Cuma

Okulların açılmasına tam bir ay kalmışken...

   Hatırlattığın için sağol mu dediniz? Önemli değil.
   Evet arkadaşlar, bir, 'ki, üç, çığlık atıyoruz!
   AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA!!!!!!!
   Aslında bu yazıyı önceden yazıp bu tarihte yayınlamayı planlıyordum ama tabii ki benim gibi birinden önceden bir şeyi tamamlamış olmasını bekleyemezsiniz.
   Bir ay kalmış olmasına rağmen, nakiller sağ olsun, hala hangi okula gideceğimi bilmiyorum. Muhtemelen aynı yerde kalacağım ve istediğim yer tutmadı. Aslında ikinci sınavı batırmasaydım istediğim okuldan çok daha yüksek puanlı bir okula girebilirdim. Bunun önemli olmadığı, sonuçta belki tutmuş olan okulda olmanın daha iyi olabileceğini kendime ve istediği puanı alamayan arkadaşlara kabul ettirmeye çalışarak pozitiflik yayan bir yıldız gibi davranıyor olsam da, kendimi dövmek istiyorum. Ahaha, hadi ama Suki, bir sene sonra bunun ne önemi olacak ki? Yeni okulunda, muhteşem okul hayatını yaşarken bunları hatırlamayacaksın bile... AAAH. Hala onuruma yediremiyorum ama bu da onurum yüzümden oldu. İyi yanından bakalım, bu hatamdan ders çıkarmış olurum, değil mi?.. *çıkarmadı*
   Böyle tatsız konular bir yana, tatilimi değerlendirebilmiş olmam güzel bir durum. Tatile başlarken yaptığım planların çoğunu şimdi gerçekleştirmek istemediğime/gerçekleştiremeyeceğime karar verdim. Ama tatil içinde başlamadan planlamış olsam da olmasam da yaptığım pek çok şey oldu. Gezdim, kitap okudum (Alışkanlığım ölmenin eşiğinde gibi hissediyordum, ama hala gayet diri.), çizimimi geliştirdim, muhtemelen bir üst modelime güncellendim.
   Şu aralar hayatımda bir ilke imza atarak para biriktirmeye kalkışıyorum. Bir ay falan o paracıkları harcamamaya çalışacağım. Kendime harcama konusunda izin verdiğimde ise hiç hesaplı olacağımı sanmıyorum. Ben, çok şey almak isteyen bir insanım ama aldım mı da değerini bilirim, bir işe yarar mutlaka. Eh, öyle olmasa savurganın teki olurdum. Çok para harcıyorum ama savurgan değilim. Her nasıl oluyorsa.
   Çizim konusunda internette kendimi ortaya çıkarmaya cesaret edebilecek seviyeye geldiğimi düşünüyorum. Tek ihtiyacım olan, kağıt. Birinci çizim tarzım için küçük ve kaliteli kağıtlı bir defter, ikincisi için ise çizim için hiç tercih edilmeyen bir kağıt tipini, fotoğraf kağıdını kullanmayı planlıyorum.
   Sağdaki anaokulunda çizdiğim, soldaki de şimdiki. Fena değil, ha? Karşılaştırma koyayım da şimdiki anatomik hatalarım anlaşılmasın :'D

   Yandaki ise ikinci çizim tarzım. Kiki'yi çizdim! Berbat bir kamerayla çekmenin sonucu olarak renkleri kötü olmuş, ama neyse. Bir gün bir şeyler karalayayım derken bir anda böyle çizmeye başladım, neden ve nasıl oldu anlayamıyorum doğrusu.
   Bilgisayar aşırı yavaşladığından -muhtemelen virüs bulaştı- format atılana kadar dijital çizimle uğraşacağımı sanmıyorum. Yıllarca kalınlık-incelik ayarını, yani "pen pressure"yi ayarlamamışım, ona yanıyorum. Ne olduğunu bilmeden yaşamışım yani, tebrikler Suki. Düzeltme çabalarım başarısız olunca da dijital çizim için olan motivasyonum iyice düştü. Üzücü.
   Okula dönecek olursak, belki bunu duyunca beni takipten çıkaracaksınız ve ayrı dünyaların insanı olduğumuzu düşünecekseniz veya tam tersi, vay be azınlıktan garip biri daha diyecekseniz ama, tatilden sıkıldım. Yanlış duymadınız. Tatilden sıkıldım.
   Hayır, okulu özlemiş değilim ve muhtemelen okullar açılınca saçmalamış olduğumu düşüneceğim ama an itibariyle tatille yapacak bir işim kalmadı ve tüm günlerimi zaman kavramını kaybetmiş bir şekilde evde sürünerek geçirmek çekiciliğini kaybetti.
   Bir ay sonra yaşanacak olayın iyi ve kötü yanlarını düşünüyorum. Okulların açılmasının iyi yönleri on yılın ardından ilk defa başka bir okulda okuyacak olmam. Sonunda yeni bir ortam, yeni insanlar, yeni yollar vb. vb. Negatif yönlerine gelecek olursak.. Burada yalnızca ortaokula bakarak konuşuyorum. Zorla bize bir şeyler ezberletmeleri. Tabii ki çocuklara insanlığın şimdiye kadar elde etmiş olduğu bilgi birikimini öğretmenin kötü bir şey olduğunu savunmuyorum ama başka eğitim sistemleri hakkında bildiğim tek tük şeylere göre bazılarıyla karşılaştırılınca daha ezberci bir sistemimiz olduğu söyleyebilirim. Ayrıca her insanın farklı öğrenme tarzları olduğunu göz ardı ediliyor, sırf ülkemiz için geçerli değil ama burada, yine bazı yerlerle karşılaştıracak olursak, daha belirgin bir durum. Örneğin herkes kolayca saatlerce sırada oturamayabilir veya salt yazıdan bir şey anlamayabilirler. Okullarımız uygulamadan çok teoriyi öğretiyor, fenden çokça nefret eden çocuklar tanıyorum ve biliyor musunuz? Bir gün deney yaparken (Sınıfımız için sıra dışı bir durum.) en çok onlar heyecanlandılar. Bir sınavda, uygulamayla gösterseler doğru yapacağım soruyu, sırf uygulamaya değer verilmemesinden, göz ardı edilmesinden dolayı yanlış yaptım.
   Ben şu yaşıma kadar ne mikroskop ne başka bir şey görmedim ve bu beni çok sıkan konulardan sadece biri. Bir suçlusu da okul labaratuvarımızı sınıfa çeviren müdür, o kadar öğrenci kabul etmeseydin amcacığım, eğitimimizi kısıtlıyorsun burada. Ancak tek suçlu müdürümüz de değil. O kadar çok bilgiyi öyle kısa bir zamana sıkıştırıyorlar ki sınav zamanına kadar deneyleri yapmaya nasıl fırsatımız olsun? Öğretmen de, öğrenci de mağdur oluyor burada. Bir soğan hücresi inceleyeceğiz diye iki sene bekledim ben. Bir soğan hücresi yahu. Çok mu zor öğrencilere bu imkanları sağlamak? Çok mu zor? Ve sonuçta da inceleyemedim. Okulumuzda mikroskop olmasına rağmen. Soğan hücresi yalnızca bir örnek tabii, öğrettikleri tonlarca bilgiyi deneyle gösterseler ne güzel olacağını hayal edebiliyor musunuz? Geleceğin kaç bilim insanını öldürdük bu şekilde? Diğer pek çok ders için de geçerli bu dediklerim, fen bilimlerine ilgimden dolayı yükleniyorum. Okulumuzun canımız öğretmenleri öyle zor soruyorlardı ki neredeyse bıkma seviyesine gelmiştim, Neyse ki bu hatadan kıl payı döndüm.
   Bazı dersleri öbürlerinden üstün tutulması da cabası. Matematik mesela, ve Türkçe, dilimizi, matematiği tabii ki öğreneceğiz ama neden diğer derslerden daha üstün? Mesela, resmin, müziğin eksiği ne? Ya beden eğitimi? Sanat ve spora niçin gereken önem verilmiyor? Oysa resim dersinde sanat tarihini öğrenebiliriz hiç olmazsa, müzik de sırf flüt çalmak da olmamalı. Beden eğitimi ise, bu öğretmene göre değişir tabii, niye neredeyse boş ders olarak görülüyor? Bazı çocukların ilgisini çekecektir, hiç olmazsa dersleri ciddiye almalarını sağlayacaktır bunlar peki bunlara niçin önem vermiyoruz? Niye içimizdeki sanat ruhunu öldürüyoruz? Neden bu derslerin sıkıcılık seviyelerini sonuna kadar zorluyoruz? Okul, sistemimizi gözden geçirirsek çok çok daha iyi bir yer olacağı açık değil mi?
   Ortaokuldan henüz mezun olduğum için liseyi görmeden bunları söyledim, lisede muhtemelen çok daha iyi koşullarla karşılaşacağım ama bazı şeyler değişmeyecek. Bu konuda söylenecek daha çok şey var ve benim söylediklerim yalnızca sinirli bir liselinin söylenmeleri. Gözden kaçırdığım çok şey olmuştur mutlaka. Ellinci kez yazıyı gözden geçirerek şimdilik gidiyorum, bay bay!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder