15 Kasım 2014 Cumartesi

Okul hayatı, mim, boş bulunmuşluğun kısa tarihi ve diğer şeyler

Merhaba, merhaba.
Vee Suki yine bir yazı yazmaya karar verir ve tabii ki hemen tamamlaması söz konusu değil ancak pozitifimsi bir şekilde tamamlamayı umabilirim.
Okulda geçenlerde bi kavga olmuştu-arkadaşlar sağolsun ben de kavga izlemeye alışıyorum sdfgfdsd ama cidden eğlenceliymiş.
Büyük bir ergen sürüsü kalabalığı toplanmıştı tam böyle çullandılar kavga ediyorlar bi adam geldi ayırdı olay yerinden uzaklaşıp geri döndüğümüzde bi çocuğun üstünde biraz kan vardı filan sonra sivil polis gelecek falan filan dedi bi teyze biz de olay yerinden uzaklaştık. İnsanların psikolojisi cidden çok bozuk B)
Onun dışında okulda beden eğitiminde pilates topuyla yakantop oynamayı denemek, arkadaşlara mandalina dağıtmak ve arkadaşlarla okulun çevresinde olabildiğince tur atmak gibi şeylerle uğraşıyoruz. Okulumuzun bahçesi bayağı geniş, binanın etrafı tur atılabilecek bir biçimde ve sonuç olarak tüm öğrencileri kabeye götürsek hacı olurlar.
Şu aralar pek girebileceğimi sanmıyorum ki zaten pek girmiyordum yine de söyleyeyim dedim hohoh.
Şu aralar günlük bile yazamıyorum lanet olsun yahu. Ruhumu öldürüyor dersler valla ölüjem yakında!
Bugün Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu'nu bitirdim. Cidden güzel bir kitaptı. Yine de *spoiler* adamın gölgeyle atlaması daha iyi olurdu gibi geliyor *spoiler :-)* En azından ben olsam öyle yapardım (Herkes ya bunun üzerine spoileri okuyacak ya yanlışlıkla okudu ya da merak edip okudu sonra bana lanet etti muhtemelen.) Telefonumda milyon tane resim var yalnız. Genel olarak hoş anime resimleri veya vatsaptan gönderdiğim saçma şeyler mesela şunun gibi:
Neden buna çok gülüyorum. Kitapta gördüğümden beri gülüyorum. Bence hazırlayan bilerek yapmış bunu :-)...
Veee sırada mim taym! Layırkitsun'a teşekkürlerimi sunarım vee başlayayım
-Blog açma hikayeniz nedir ?
Bu hikaye çook eskilere dayanıyor. Ben 2.sınıftayken ppgzforever (Şimdiki Unazo-sama) diye bi blog bulmuştuk Ş.Ş.Ş.'yle internette boş boş gezerken, sonra biz de açalım dedik filan :') Orada mal mal şeyler yazıyordum sonra yavaş yavaş gelişti (Ama hala... Pek iyi değil...) Powerpuff Girls'ü çok severdim sfdgdg herkes severdi o aralar. Sonra blogcu şablon işini filan bozdu çirkin bişey oldu buralara yazıyorum şimdi~~
-Blog isminiz nereden geliyor ? Neden bu isim ?
Suki the Human. Hmm.. Çünkü ben Suki'yim ve bir humınım. Suki de gerçek ismimden geliyor ama Suki'li pek çok caponca şey olduğundan bulamazsınız asdfdsdf. Yani öyle çok özel bir şey değil.
-Hangi mevsimi seversiniz ? Bu mevsim size neyi çağırıştırıyor ?
Her mevsimi! Hepsi ayrı ayrı güzeldir, biri gelir öbürünü isterim. Yazın bazen çok sıcak olur, kışın boş boş yatacak zamanım olmaz ve soğuktur, yağmurlar filan bıktırır ama yine de hepsi güzel bence. 
-Kırmızı ruj mu, eyeliner mı ?
Hiçbiri sanırım, hiç anlamam beyle aylaynır ruj ama kırmızı ruj itici olabiliyor o yüzden eyeliner 
-Blog yazmak sana ne kazandırdı ?
Arkadaşlar!
-Kitap okumak mı ? Bir şeyler yazmak mı ?
İkisi olmazsa olmazım yahu. İkisine de üşendiğim oluyor ama bir kaptırınca duramıyorum 
-Şiir mi ? Roman mı ? Hikaye mi ?
Roman sanırım? Şiirler de hoş aslında. Hikayeler de eğlenceli.
-En çok etkilendiğin film ?
Pek film izlemiyorum, izlediklerimin de hiçbirinden çok etkilenmedim galiba etkilendiysem bile unuttum
-Hangi tür kitap, film ?
Gizem, komedi, polisiye gibi
-Öğrenci olmak mı ? İş hayatımı ?
İş hayatına hiç atılmadığımdan bilemeyeceğim hem iş hayatı hangi iş olduğuna bağlı?
-Kitap okumak mı ? Film izlemek mi ?
İkisi de güzel ama okumayı daha çok yapıyorum hem daha ayrıntılı oluyor. Hepimiz kitapların filmlerinin ne kadar kitabın özünden uzak olabildiğini görüyoruz, değil mi? Benim hayal ettiğim gibi çıkmayan karakterler :c Her şeye rağmen arka plan müzikleri, hareket vb eklenince filmler de göz ardı edilemeyecek kadar güzeller.
-Klasik giyinmek mi ? Spor giyinmek mi ?
Fark etmiyor
-Almaktan asla vazgeçmeyeceğin şey ne ?
Defter, kalem, A4 kağıdı, kitap, ekşiyüz sakız, çikolata (Ağzım sulandı ühühü..) Soyut bir şeyler istiyorsan, duygular, ilham falan
-En sevdiğin yemek nedir ?
Makarna, tavuk. Kesinlikle taze fasulye değil.
-En sevdiğin dizi ?
...Yok ki
-Özel bir yeteneğin olsa bunun ne olmasını isterdin ?
Uçabilmeyi çok isterdim, telepati. Klasik şeyler dışında, zihnimdeki dünyaları gerçeğe dönüştürebilmeyi isterdim. O dünyalara kendimi en azından belli bir süre için ışınlamak~
-Hasta olmanın en kötü yanı nedir ?
Hiçbir şey yapamadan yatakta duruyorsun. GÖZÜN AĞRIYORSA IY IY IYYYY. Nefret ederim göz ağrısından. N. E. F. R. E. T. Ve yatmazsam sabah gözüm ağrıyacak ühühüh.
-Alınacaklar listen var mı ? İlk beşi nedir ?
Kitap, bir de yeni bir cekete ihtiyacım var galiba çünkü her gün aynı ceketi giyiyorum resmen :') Ha bir de defter

Klasik bir mimleme sözü der ki: İsteyen yapsın. Spesifik olarak Ş.Ş.Ş., Kiri ve Mono'yu mimliyorum (Kiriyle Mono yazmaya dönmeyi planlıyorlardı kaç aydır ama... Dönerlerse yeani.)

Yarın dershanenin deneme sınavı var (YİNE.) o yüzden başka bir şey yazamayacağım, na ne~

24 Ekim 2014 Cuma

Suki'nin Hoş Oyunlar Listesi


Merhabalar, merhabalar! Nedense bir yaratıcılık, bir üretkenlik geldi bana şu günlerde böyle bir sürü yazı hikaye fikri filan. İnsan vakti çok olmadığında anlıyor bunun değerini (yine çok var, ve seneye çok olmayacak vaktimi kullanayım diyorum) Suki "Top 10 List" yapamadığı için, sıralama olmaksızın bir liste yapmaya karar verir ve hoşunuza gidecek bir oyun bulabilmenizi umar. Çoğu oyunun başlığına indirme/oynama linkini koydum bu arada. Ehm, başlayalım.

Not: Bu yazıyı, o olmasa asla bitiremeyeceğim için pek sevgili saygılı dostum Annabeth'e  ithaf ediyorum. Yazmam için beni zorladığın için teşekkürler!


Bu oyunu kısa zaman önce bitirdim o yüzden aklıma ilk bu geldi ve en başa koydum. Eğer zor felsefik soruları, platform oyunlarını filan seviyorsanız bunu da seversiniz yeani. Kiri'nin dediğine göre oynanışı Child of Light'dan esinlenilmiş biraz?
Farklı temalardaki dünyalardan levellar oynuyorsunuz: Body World, Mind World ve Spirit World. Bu dünyalara bağlı temalarla çeşitli sorular levellerin sonunda sizi bekliyor. O kadar yeri zorla geçtim, o kadar uğraştım ama burada takılıp kaldım oluyorsunuz. Şahsen ben son levellarda takılıp kalıp duruyordum ve geçince "Ov yes!" oluyordum.
Bir levelın bitiminde başınıza gelecek başka bir şey ise, o dünyanın gardiyanıyla yapacağınız "Death Dial" ve bunun sonucunda alacağınız bir eşya. Death Dial'i açıklamakla uğraşmak istemiyorum, oyunu oynarsanız görürsünüz ama kısaca masa oyunu tarzı bir şey. Strateji işi.
Benim en sevdiğim Mind World galiba. Öyle büyük, geniş, fantastik ormanlar bana çok çekici geliyor.
Mind World'ün 6. leveli! Daha ağaçlı bir bölüm vardı, onu daha çok seviyorum ama bulamadım :')
Sorulara verdiğiniz cevaplara göre 4 kişilikten (mystic, awakaner, truth-teller ve crusader) hangisi olduğunuzu görebiliyorsunuz ve kaydedilmiş tanınmış düşünürlerden hangisine düşünce tarzınızın en yakın olduğunu görebiliyorsunuz.



Beyle. 


Videoyu bu mal blogger şeysi yüzünden yükleyemedim o yüzden linkle idare edin

Slaash!

Google Play Store'da "Slaash RPG" yazınca karşınıza çıkan uygulamaların en üstünde olmayan, hafif aşağıda japonca isimli bir oyun göreceksiniz. Evet, bahsettiğim şey tam olarak orada!
Kiri bunu oynuyordu, ben de işsizlikten indirdim böyle. Çok zevkli bir şey ve zaman geçirmek için ideal B) Oyun hakkında pek ayrıntılı bilgi bilmiyorum çünkü bu ayrıntılı bilgilerin hepsi caponca :-)...
Canavarları kesen liseliler kısaca. Combo filan yapıyorsunuz. Rankingler var. Böyle bir şey işte. Video yeterince açıklayıcı duruyor.

Size hava atayım azcık ;)))

Deep Sea Prisoner (Mogeko)'nun Oyunları

Hepsini sevdiğimden hepsini yazacağım galiba. Mogeko RPG Maker'la oyun yapan bir şahıs ve bunun yanında video, çizgi roman filan da yapıyor anlayacağınız işsiz biraz ama ben onu RPG Maker'la popüler oyun yapan kişilerden en samimisi buluyorum neden ben de bilmiyorum. 
Oyunlarındaki karakterler tasarım olarak çok iyi çizimlerine bayılıyorum ama psikolojilerini pek iyi ayarlayabildiğini düşünmüyorum-o kadar karakterim olsa ben de ayarlayamazdım o ayrı konu-. Oyunları -Mogeko Castle dışında- ortalama bir RPG Maker ile yapılmış oyuna göre uzun ve konu çok düz bir şekilde ilerliyor, öyle bulmaca şeysileri hiç yok. Ama ayrı bir havaları var bence.


Wadanohara and Great Blue Sea

   Deniz, hoş, sevimli ve güzel şeyler... Wadanohara arkadaşlarıyla yaptığı seyahatten sonra denizine döner. Konu hakkında ne açıklasam spoilerimsi olurmuş gibi hissediyorum, o yüzden araştırın, oynayın ve görün! Veya size hazır tanıtımı çevireyim:

Güzel mavi gökyüzünün altında, tertemiz mavi deniz
Uzun bir ayrılıktan sonra, denizin büyücüsü Wadanohara arkadaşlarıyla evine döner
Ama eski-arkadaşı, köpekbalığı Samekichi, yolunu kesmek için karşısına çıkar
"Burada olmaman gerek... Bu denizi terk et, hemen şimdi."

Çeviri birazcık terk olabilir c:

Oyun ilk başlarda sevimli (ve aşırı uzun maplara sahip) bir oyuna benzese de, sonlara doğru çok daha farklı bir şeye dönüyor. Oyuna başladığımda bana hissettirdikleri ile bitirince hissettirdikleri çok farklı olmuştu. Aslına bakarsanız oyunu yalnızca ortalarına kadar oynayabilmiştim çünkü kaydettiklerim gitmişti ve tahmin edebileceğiniz gibi çok acı vericiydi (sonra baştan oynadım ama)
İlk biraz sıkıcı gelebilir ama sonradan daha zevkli bir hal aldığını söyleyebilirim. 2-3 tane normal son, 2 tane kötü son ve bir tane de gerçek son. Duygulandırıcı bir oyundu. Mogeko'nun yaptığı oyunlar içinde en popisi bu.


Gray Garden


Gri Bahçe: Meleklerin ve iblislerin uyum içinde yaşadığı dünya.
Yosafire, çiçekleri seven bir iblis, arkadaşlarıyla geçirdiği kaygısız hayatından zevk alıyor.
Sonra bir gün, gizemli bir yarasa bahçede belirir...

Not: Bir daha çeviri yapmayacağım söz. Doğru çeviri bile yanlış gibi oluyor....
Ehm.
Bu oyun da sevimliliğin ve korkunçluluğun karışımı ancak Wadanohara kadar değil. Az önceki fail çevirimden anlayacağınız üzere dimın ve encıllar beraberce varlık içindeeğ birlik içindeğğ yaşıyorlar ancak sonrasında bu uyumu bozmaya çalışanlar ortaya çıkıyor.

Buradaki favorim Etihw. Havalı bir Tanrıça olur kendisi.

Mogeko Castle

Mogeko Castle
Yonaka Kurai, son derece sıradan bir liseli. Eve giden her zamanki trenine biner.
Tamamen sıradan olmasına rağmen, bugün biraz özel. Bugün, sevgili abisi eve geliyor.
Ancak uyandığında, tren tanıdık olmayan bir yerde durmuştur...

Bir daha çeviri yapmayacağımı sanmıştınız değil mi?? ^o^
Mogeko Castle... Diğer oyunlarının aksine, bu oyun biraz daha kısa. Konu olarak kısaca Yonaka denen kız kendini sarı, kedimsi,  lolicon ve prosciutto seven kedilerin bulunduğu bir şatoda buluyor. Oyunda bazı şeyler sona doğru pek anlaşılmasa da, sevilesi bir oyun. Ayrıca bu yaratıkların adı Mogeko, yapımcı da Mogeko, yani bu Mogekolar yapımcının kopyaları gibi bir şey oluyorlar galiba asdfds.


Grief Syndrome

Bir Madoka Magica fan yapımı oyunu! Cadıları ve minyınları animedeymişcesine grafikler içinde öldürüyorsunuz. Şu yazıda pek anlaşılmaz bir şekilde söz etmişim oyundan zaten. O yüzden burada kısaca ve hala anlaşılmaz bir biçimde geçiyorum.
Madoka Magica karakterlerinden (Madoka, Homura, Mami, Sayaka, Kyouko) birini seçip oynuyorsunuz. Dilerseniz oyunu multiplayer da yapabilirsiniz, online da oynanıyor ama ben o işi pek beceremedim. Homura'nın eski haliyle bir şeyler indirerek oynayabiliyorsunuz. Karakteriniz ölürse onunla bir daha oynayamıyorsunuz bütün levelları geçene dek :')


Goat Rampage

Fakir olduğumdan bunun gelişmişi olan Goat Simulator'u alamıyorum. O kadar fakirim ki Goat Simulator'u yazmam bile yasal değil herhalde. 10 lira lan. Ehm.
Kısaca bir keçi olarak sağı solu devirerek puan topladığınız çohoş bir oyun. Eğer malca ve eğlenceli şeyleri seviyorsanız indirin derim (Ayrıca öyle şeyleri seviyorsanız beni de sevebilirsiniz :-) Şehirdeki masum insanları devirmek, oksijeni fazla kaçırmış ben gibi araba sürmek, işçiler sizden kaçarken kendi kendilerine düşüp ölmelerine gülmek istiyorsanız,  indirin!



Şu ana kadar aklıma gelenleri yazdım,  başka bir zaman devam edecek! (Muhtemelen) (Umarım yazı bitene kadar Annabeth ölmemiştir.) (Annabeth demek garip o yüzden Ş.Ş.Ş. mi desem ki.) Na ne!

16 Eylül 2014 Salı

Saçmalıklarım & Okul

Pek çok kez şablonu değiştirdim, blogdaki sorunu şablonda aradım, ancak işe yaramıyordu. Ancak fark ettim ki asıl sorun yazılarımın bana yeterince iyi gelmemesi ve istediğim kadar ilgi çekmemesiydi. Ayrıca daima orijinal bir şeyler yapmak istemişimdir ama sanırım düşündüğüm kadar kolay değilmiş. Ayrıca insanların en ufak desteği beni acayip motive edebiliyor... Galibaağ. :')

Ama bu yazının negatif gitmesine izin vermeyeceğim, daha da negatif gitmesine izin vereceğim. Çünkü milyonların rahatını bozan, çoğu kişinin oflayıp pufladığı bir varlık... Evet, o benim!
Şaka şaka. Daha da kötüsü.
OKUL. 

KILL ME BEFORE I KILL MYSELF.


Evet, bu yazıyı iki gün önce yazmam gerekiyordu. Ama ilhamsızlık ve üşengeçlik ikilisi beni rahat bırakmıyorlar. Aslında daha çok ne yazacağımı bilemiyormuşum gibi. Ehmm....

Okuldan nefret etmek için birkaç muhtemel neden:
  • Pek çok kişi sabahın erken saatlerinde o güzel, sıcak, güven dolu yatağından kalkıp o gürültülü, berbat insanlar ve derslerle dolu o yere gitmek istemez. 
  • Çoğu ders gereksiz. Bir işimize yaramıyorlar.
  • Daha da kötüsü bu işe yaramaz dersleri kötü not almak istemiyorsanız üstüne ezberlemekle uğraşmak zorundasınız. 
  • Stres
Biraz da olumlu yönleri.... Okulu sevmek için..... Um.... *yok ki resmi* Aslında biraz var.
  • Tatil sürekli aynı geçer ve okul sosyal yaşantınıza katkı sağlar.
  • En iyi arkadaşlarınızdan bazılarını burada edinmiş olabilirsiniz.
Benim de okuldan arkadaşlarım var tabii. E. ve F. Üçümüz E.E.F. Eğer nasıl mallanılacağı hakkında bir film çekmek istiyorsanız çok iyi bir ilham kaynağı olabiliriz... :-) Örnek vermek gerekirse... E. sınıfa "Susun!" diye bağırmayı düşünüyordu. Sonra üçümüz "van, tu, tıri!" diye sayarken "four, fayf, siks..." diye devam etmeye başladık... Cidden bizi anlamakta zorluk çekiyorum adfdwsd.
Ayrıca Ebru twelveyi komik bir şekilde söyleyince mal gibi gülmeye başladık.
Ayrıca sanırım arkamda oturan kız bize mal mısınız der gibi baktı.
Bu sene benim için çok çalışmalı bir sene olacakmış gibi duruyor malum "önemli" sınav. İyi okul kazanamazsam egom ağlar. Çevremin benden beklentilerini geri çeviremem yeani asdfdsa hem iyi bir okula gitmeyi gerçekten istiyorum
Şu aralar Nichijou izliyorum çok güzelsfgdfh bi ara ilk bölümünü izlemiştim sonra nedense bırakmıştım. 

Yazının sorusu: Okullu slice of life animesi önerebilir misiniz? Nichijou'dan sonra başka düşündüklerim de var ama bir-iki tane daha bilsem iyi olur.
Yazının ikinci sorusu: Daha önce hiç yabancı dizi izlemedim, başlangıç için dizi önerebilecek olan var mı?
Bonus: Film önerisi??? Çok fazla depresif olmadığı sürece her türlü film önerisini denerim.
Not: Okullar açılınca bir şeyler izleme isteğim geldi what is my problem?


Naa nee~

5 Eylül 2014 Cuma

Yağmur yağıyoor! Seller akıyoor! Aa bir dakka, okul açılıyooor!

Merhabahahahaha. Bugün kısa bir süre için yağmur yağdı ve bu başlığı buldum bir ara. Yağmuru cidden özlemişim. Dershanedeki bi çocuk "Bütün yaz boyunca beklediğim ağn!" diye bağırmakla konuşmak arasında bir ses tonunda söylemişti. Tam olarak öyle değil benimki ama, yine de yağmuru özlemişim. Okuldayken mandalina yiyip derste gök gürültülerini dinlemenin ayrı bir havası oluyordu tabii. Tüm yaz boyunca kış mevsimi ne masalda mıydı diyecek kadar unutmuşum kışı. Tam kış olmuyor burada daa neyse.
Peekalaa. Okul daha başlamadı ama başlamış gibiyim. Çünkü dershane. HIIRRRR. Tamam, ehm. Ben iyiyim. (AHAHAHAH.) 
Yaz bitiyor ve Haziranda filan bir "Yazın Yapılacaklar Listesi" hazırlamışım. Bir göz atmak istiyorum, yapmışım mı bir şeyler diye:
  • Dört yatılıya kalma maddesinden yalnızca bir tanesi gerçekleşmiş. O da Ş.Ş.Ş.'yle. Ama oldukça iyi bir yatılıydı, çünkü İlluminati'nin oyunu bir video uygulaması bulduk.. Megisto... Teşekkürler Google Play Store!
  • Yeni bir telefon alma maddesi yazmışım. Şu şekilde: "Yeni. Bir. Telefon. Benimki. Ezik. Kaldı." O olayı yarın gerçekleştiriyorum (Bu yazı tamamlandığında yarın olmuş olabilir tabii.) Galaxy S5 düşünüyorum sanırım iyi diyorlar sdffdssd.
  • Bolca yüzüp suyun tadını çıkarmak. Evet, balıkların ayağımı ısıracakları hakkında paranoyaklaşmaktan yüzemedim pek. Şimdi ne kadar mantıksız olduğunu anlayabiliyor ve başımı iki yana sallıyorum. Ancak üç tane filan balık ısırma vakasına kulak misafiri olmuştum. Neyse ki balıklar beni ısırmadı HOHOH. Tam olarak yüzmek değil de, suyun içinde olmak, içinde hareket etmek çok hoş. Yüzmeyi değil de bu dediğimi seviyorum galiba.
  • "OC'ları düzenle." Original characterları yani, orijinal karakter. Kendi yarattığın varlık. Bu maddeyi pek de yapmadım... Hepsi zavallı zavallı sürünüyor ortalıklarda.
  • "Bir şeyin koleksiyonunu yapabilirsin." Aa iyi fikirmiş bir ara deneyeyim.
  • "Anime dışında dizi izle." Ş.Ş.Ş. yabancı dizi filan izler, ondan öneri istediydim. How I Met Your Mother'a başlayacağım galiba. Aslında takılırken bir bölümünü izlettirmişti aslında. Evet izledik gibi değil, izlettirdi. Pekala ben de razıydım ama canım istemiyordu. Yine de yeni bir şeyler denemek iyidir genelde ayrıca hoş bir şeye benziyor. İzleyen varsa bana biraz söz etse iyi olur hani.
  • Güzelce sabahlamak. Bir kez yaptım annem yat demeseydi sabah 10'a kalırdım belki de.
  • Bir gecede bir kitap serisini baştan okuyup bitirmek. Bir kitap serisini baştan okuyup bitirdim, ama bir gecede değil günlere yayarak. Evde mal mal dolaşırken bir oraya bir buraya uzanıp oturup Sevgili Salak Günlük'ü okudum. O kitap serisini cidden çok seviyorum. Ama karakterleri filmdekinden daha yaşlı hayal ederek. Hadi ama, ben o yaştayken günlüğe bu sabah kalktım filan yazıyorumdur herhalde (Tamam, bu abartıydı. Ama cidden beklediğimden gençlerdi.)
-----Sabahın/gecenin 3'ünde: Bu saate kadar şablon düzenledim. Beynim ölüyo. Bay yarın devam etcem.
-----Sonraki gün, 23:35'de başladığım kısım:
Bugün telefonu alamadım, yarın sabah öğleden sonraya filan alacağım *-* Bu dünyanın en berbat emoticon şeysi, tanıştırayım. Nedense iğreniyorum. ._. birinci sırada ama. Siz siz olun asla ._. koymayın çünkü çok sinir. ÇOK. (Bunu muhtemelen kimseye demedim dövmesinler diye ama o kadar da büyük bir problem değil asdfds.)
Şimdii Şuhu apla'nın bloğunda görmüş olduğum mimi yapacağım:

Mim şeysi (başlığından emin değilim ama mim şeysi güzel)

Bu gece öleceğinizi bilseniz bazı insanlara bazı şeyleri söylememiş olmanın pişmanlığını hisseder miydiniz? Peki, neden söylemediniz?
Ben gerekli her şeyi söylerim, gereksiz olanları da söylediğim olmuştur ama şöylece bir düşününce bu geceden önce herkese hakkınızı helal ediyor musunuz diye mesaj atardım---daha çok değer verdiğim insanlara duygu yüklü mesajlar yazardım aslında.

Günün birine çocuğunuzun doğduğu hastanede bir yanlışlık yapıldığını ve çocukların karıştığını öğrenseniz, kendi çocuğunuzla sizin büyüttüğünüz çocuğu değişir miydiniz?
Kendi çocuğumu da alırdım---
Benim çocuğum olmadığını anlamam gerekirdi benzemiyordur filan. Öyle bir şey olursa o kadar büyütmüşüm çocuğu, bırakacak değilim sırf kan bağından dolayı. Çocuktan konu açılınca düşündüm de, dünyanın en duyarlı ve sevgi dolu ebeveyni olmazdım herhalde dfgterstge.

Hayalinizi süsleyen bir yerde bir hafta tam pansiyon, harika bir tatil için uçan bir kelebeği yakalayıp ayaklarını ve kanatlarını koparır mıydınız?
Don't you know that i am cani? ( ͡° ͜ʖ ͡°) Merhametsizlik hohoho.O anın heyecanıyla öldürürdüm herhalde doğrusu :c

Bir yemeğe davetlisiniz ve önünüze tanımadığınız bir yemek konuyor. Tuhaf haline ve pek iştah açıcı görünmemesine rağmen tadına bakar mıydınız?
O yemekten verilen diğer insanlara bakar, eğer ölmedilerse tadına bakardım.

Sevdiğiniz biri için yalancı şahitlik yapar mısınız? Örneğin bir yayaya çarptığında direksiyonda dalga geçmesine rağmen çok dikkatli kullandığını söyler miydiniz? (anne, baba, eş, sevgili)
Yapmazdım ama sevdiğim kişiler dikkatlidirler öyle bir hata yapacaklarını sanmam? Gerçi soruda olmuş bitmiş hesabı da..

Yetişme tarzınızda değişiklik yapma imkanınız olsa neyi değiştirirdiniz?
Yetişme tarzından sayılır mı bilmiyorum ama küçükken sınıftan hiç arkadaşım yoktu ya :c (1,2,3 de filan)

Eviniz ve içindeki eşyalarınız yanıyor. Ailenizi, kendinizi ve köpeğinizi kurtardıktan sonra bir kez daha içeri girme şansınız var. Ne kurtarırdınız?
Leptopum herhalde. Kitaplar. Çizimlerim. TÜM ODAM.

Yarın sabah başka birinin kimliğinde uyanma ihtimaliniz olsa bunu değerlendirir miydiniz? Kimi seçerdiniz?
Herhangi bir ünlüyü sanırım. Nasıl yaşadıklarını kendi gözlerimle görmek isterdim doğrusu. Lüks bir hayat ve her taraf sizi tanıyan, seven ve nefret eden insanlarla kaplı filan.

Kitaplı mimi daha sonra yaparım çünkü bu yazıyı hemen yayınlamak istiyorum ve nasıl yapacağımdan pek emin değilim :')
Na nee!

6 Temmuz 2014 Pazar

İngilizler ve Fransızlar

Ben bildiğiniz üzere Annabeth. Yo, hayır bilmiyorsunuz. Her neyse, ama ben sizi tanıyorum. Hatta Alice'yi takip ediyorum, evet. Yaşadığınız tüm olaylardan haberdarım. Her şeyi biliyorum -en ince ayrıntısına kadar olmasa da- ve bu konuyla ilgili yazı yazma gereği duydum. Tabii Suki'nin izniyle. Normalde ateşe körükle gitmeyi düşünüyordum fakat bu sefer -hayatımda ilk defa- empati yapma gereği duydum. Yoksa kavga sonsuza kadar devam edebilirdi. Grupta insanların birbirini sevmemesi çok normal. Ben de arkadaş gruplarımdan en az birine soğuk davranıyorumdur herhalde. Kiri, Yoruko'yu sevmediğini açıkça söylemiş zaten. Alice ve Yoruko da Suki'yi sevmiyor. Şimdi bunları Suki'nin tarafından anlatayım. Normalde olaylara karışmayı sevmem ama adalet duygum içimden fırlayacak gibi, o yüzden...

Burada empati kum saatini döndürüyoruz.

Aslında her şey normal gidiyordu, öyle değil mi? Ta ki o hikâyeye kadar. Yani, yazmayın demiyoruz elbette fakat aranız o zaman kızışmaya başlamış. Kiri'yi farketmemiş, alttan alta dışlamışsınız o gün. Kasıtlı mı yaptınız sizden başka bilen yok ama hoş bir şey olmadığı kesin. O zaman aranızın bozulacağı belliymiş. Çok normaldir. Gruptan biri dışlanmaya çalışılır ve grup ikiye bölünür. İngiliz ve Fransızlar. Şu anda Vikipedi'den tarihe bakmayı kesmeliyim, tamam. Ben Suki olsaydım veya Kiri veya Mono, her neyse; bilerek böyle yaptığınızı düşünürdüm. Zaten siz birbirinizle daha iyi anlaşıyorsunuz, hatta kişileri sevmiyorsunuz ve o gün fırsattan istifade ortalığı biraz kızıştırdınız sanki, ha? (Burada Ask.fm'e giriyor ve birinin profil fotoğrafını kaçırıyorum.) Ama direk gruptan ayrılmak istediğinizi söyleseydiniz bu saçmasapan gereksiz olaylar yaşanmazdı. "Sizden hoşlanmıyoruz, birbirimizi seviyoruz yani kısaca gruptan ayrılmak istiyoruz." Bla bla bla. Bir anda konuşmayı kesmişsiniz ki bu da söyleyecek bir şeyiniz olmadığını gösterir. Yani o zamanlar nedeniniz yoktu, sadece konuşmak istemiyordunuz ve neden konuşmak istemediğinizi bile bilmiyordunuz. Suki'nin trollüğü yüzünden mi, onlardan hoşlanmadığınız için mi? Daha birçok şey sayabilirim sanırım. Ama sonra neden konuşmak istemediğinizi basit bir cümleyle anlattınız: "Konuşmak istemiyoruz." Tanrım, zaten anlamıştık. Bu böyle sürdüü, gittii. Siz belli ki halinizden memnundunuz ama insanlarda merak duygusu vardır, bilir misiniz? O yüzden Suki ve Mono konuya açıklık getirmek istediler. Sonuçta grupları birdenbire dağılmıştı. O yüzden bu yazıyı yazdılar:

bknz: http://i.hizliresim.com/XWV0M5.jpg#_=_ 

Alice'nin tepkisi:











Yoruko'nun tepkisi:

Bence yaptıkları şey çok hoş. Yani yapmacık görünse bile kibarca bir yazı yazıp konuyu açıklığa kavuşturmak istemişler. Fakat sanki biraz kaba davranmışsınız? "Mahallede kızlara laf atan iğrenç pislik herifler", "tacizciler", "bebeler". Suki ve Mono'nun "Bebe gibi davranmayı bırakın." cümlesini cidden böyle mi anladınız ve karşılığı böyle mi oldu? Mızmızlanmayın demek istemiş, hâlâ anlayamadıysanız söyleyeyim, mecazi anlamda. Mızmızlanmak fiili sadece bebeklere özel değil. Ha, bu arada:

Sözel taciz: Aşağılayıcı yorumlar yapmak, suçlamak, küfür etmek, küçük düşürmek, hakaret etmek.

Üzgünüm ama bunları ben değil tüm dünyanın güvendiği Google söylüyor. Ve burada işler ters dönüyor. Öhöm, aşağılayıcı yorumlar yapan sizsiniz. İnanılmaz not: "Bebe" kelimesi aşağılayıcı bir yorum değildir. Suçlayan sizsiniz, sözel tacizci olarak suçladınız Sukileri. Küfür eden sizsiniz, "Siktir git." bir adet küfür. Küçük düşürmeye çalışan sizlersiniz. Son olarak hakaret eden de sizsiniz. "Mahallede kızlara laf atan iğrenç pislik herifler..."

Belki sizi rahatsız ediyorlar, belki bunu taciz olarak görüyorsunuz ama Google pek öyle söylemiyor bence. Tamam, Suki sizinle "Ayiyiyichuum X33" diye dalga geçmiş olabilir. Her ne kadar engellendiğini ve sorusunun gitmeyeceğini sansa da... Ama siz böyle tepki vermeseydiniz haklı olacaktınız, yazım tamamen farklı olacaktı ve her iki empatide de haklı olan siz olacaktınız. Çünkü iki taraf bir şey demeden Suki sizinle alay etmiş olacaktı. Ama siz taciz ettiniz. Artık size tacizci muamelesi yapmaya onlar başlamalı sanırım.

Suki tarafına çok empati yaptım, kum saati de doldu. Empati kum saatini geri çeviriyoruz.

Tamam Alice, tamam Yoruko. Birbirinize aşıksınız. Zaten kimsenin bunu yadırgadığı yok. Sadece sizden bu aşkı herkesin önünde sulu sulu yaşamanızdan rahatsız oluyorlar. Aslında, sizin hesaplarınıza bakmasınlar olsun bitsin değil mi? Evet, onların suçu. Siz istememenize rağmen sizinle konuşmaya devam etmek istiyorlar. Çünkü neden birden aranızın bozulduğunu sizin sadece konuşmamak istememenizle bağlamak istemiyorlar. Artık kabullenmeleri gerek, ne yapalım?

Aslında Alice ve Yoruko birbirinden çok farklı. Alice biraz daha olgun ve ciddi. Yoruko ise hislerini herkesin önünde yaşamayı seven biri ve Alice'yi de biraz kendine benzetmiş. Dışarıdan görünen kişilikleriniz bu. 

İki taraf da haklı. Bir grup konuşmayı istemiyor, diğer grup haliyle nedenini öğrenmekte direniyor. Suki'nin hafif alayıyla bir puan Alice'nin grubuna gidiyor çünkü alay etmiş. 

Burada dananın kuyruğu kopuyor.

O sırada haklısınız ve haklı olarak sonlandırabilirdiniz aslında bu olayı. Fakat üstte yazdığım gibi ettiğiniz hakaretler Suki'leri yaklaşık 4-1 öne geçirmiş bulunmakta. 

İsterseniz Suki'yi ikna ederim ve o da hakaret eder.

Belki 4-4 olur, kim bilir?

Sukiden not: Bu olayın benim bulaşmamla ilgisi yok. Tamamıyla bu yazıyı yazan arkadaşa, Annabeth'e ait bir şey. Ayrıca Kiri, başka birini daha olaya sokmuyorum o girdi asdfgvcds.


25 Nisan 2014 Cuma

Bissürü hayatınızı değiştirmeyecek şey

   Selam insanlık, selam! Bu sıcaklaşmaya başlayan, bulutların bir gelip bir kaybolduğu zamanlarda ben de hava gibi bir kötü bir iyi halden gidip geliyorum. Mono'nun anlatmama izin vereceğinden emin olmadığım için bazı şeyleri anlatmayacağım (aslında içimdeki melek anlatmayacağımı da anlatmamamı söylüyor) çünkü kısa süreliğine dediğine uymaya karar verdim (ki birinin dediğine uymak kişiliğime ters.)
   Neyse, canım sıkıldı beyle Kitsune isteyen yapsın mimi filan demiş. Ben de yapayım dedim.
-Müzik Uygulamalı Mim

Kurallar:
1- Müzik dinlediğin programlardan birini aç ve shuffle tuşuna basarak parçalarını karıştır.2-Her soru için ileri tuşuna bas ve denk gelen şarkıyı cevap olarak yaz.

(Şahsen biraz anlamsız ama hoş duruyor c:)


Eğer biri size "iyi misin" diye sorarsa sizin cevabınız...
Zankoku no Tenshi no Teeze (Sanırım adı buydu, evet. Neon Genesis Evebilmemne'nin açılış şarkısı şeysi.)
Kendinizi nasıl tanımlarsınız?
Uragiri no Yuuyake (Durararadaki hani. Aslında olabilir beyle asdfg)

Bir erkekte/kadında neyden hoşlanırsınız?
Kyoukai no Kanata (Openingin adı animeyle aynı)

Bugün kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Sunset Love Suicide (Gumi'nin söylediği) yıllaaaar önce indirmiştim

Yaşam gayeniz nedir?
Soraru-zetsubousei hero chiryouyaku (Dangan Ronpa'nın kapanış şarkısı)


Mottonuz?
Daisy (Kyoukai no Kanata'nın ending şarkısı olan)


Arkadaşlarınız sizin hakkınızda ne düşünüyor?
Here comes the boogeyman (Hım...)Aileniz sizin hakkınızda ne düşünüyor?Ib'de game over olduğunuzda çıkan şarkıSıklıkla neyi düşünürsünüz?Mikansei Stride (Hyouka'nın ikinci opening şeysi. Yıllaaaar oldu indireli.)2+2?No One in Sight diye kayıtlı olan Ib'de kullanılan müzik şeysi.En iyi arkadaşınız hakkında ne düşünüyorsunuz?Fantastic Future (hentai bilmemne nekonun birşeyiydi. Hiç izlemedim. Ama.. SDFGH.)


Yaşam öykünüz? 
Bedoro Moyo (Anam ben onu mayo diye okuyordum. Ano Natsu de Matteru'nun birşeysi.)


Büyüdüğünüzde ne olmak istersiniz?
Monochrome no Kiss (Kuroshitsuji'deki hani..........)Sevdiğiniz kişiyi gördüğünüzde ne düşünürsünüz?
The World (yani sanırım adı bu. desu noğto'nun ilk opening şeyi)


Düğününüzde hangi şarkıyla dans edeceksiniz?
Bad Apple (what)Cenazenizde arkanızdan ne çalacaklar?
Glad you Came ama nightcore olan (cidden bi ara şu şarkıları düzenlemeliyim. ve pekala en azından neşeli bir şarkı çıkmadı)Hobiniz, ilgi alanınız?
Teddy (Kamisama no Memochou OST'si)En büyük korkunuz?
Dead End (Mirari Nikki 2. OP'u)En büyük sırrınız?
Death Note'da Near'da çalan arka plan müziği adını bilmiyorumŞuan ne istiyorsunuz?
Welcome Dangan Island!! (Super Dangan Ronpa 2'nin ilk açılış şeyi.)Arkadaşlarınız hakkında ne düşünüyorsunuz?
Candy Candy (Gumi'nin söylediği)What will you post this as?
Aku no Hana'nın Nakamura'nın söylediği açılış şarkısı şeysi

   Nadir olan doğru düzgün ingilizce şarkılardan çıkmasını bekliyordum ama çıkmadı. Neyse.. (Çünkü telefonumdaki şarkıların neredeyse hepsi ya japonca ya da sözsüz) Muhtemelen bu şarkıları bilmediğiniz sürece YouTube'yı açıp bakmayacaksınız (Kendimden biliyorum.) neyse naa nee~

19 Nisan 2014 Cumartesi

♣ Grief Syndrome ♣


   Grief Syndrome, bir Madoka Magica fan oyunu. Oynaması çok zevkli, bitişleri kimin öldüğüne veya yaşadığına göre oluyor. (Meduka'nın koşuşu yakıyo.)
   Geçen yaz yayaladayken ve internetten mahrumken eski (ve şu an bozuk) laptopumla oynuyordum bunu. Sonra canım sıkılınca tekrar oynayayım dedim. Pixeller, grafikler filan çok hoş, çok ciks. sasdfgfd
   Z ve X tuşlarıyla cadıları ve minionlarını dövüyorsunuz, yürürken X'e basarsanız bazılarında farklı şeyler çıkıyor. A'ya basınca değişik, güçlü saldırınız oluyor ama Soul Limitinizi yiyor. 2 veya 3 kişiyle oynanabiliyor ama 2. ve 3. oyuncuların tuşlarını ayarlamanız gerekiyor (Hadi iki kişi neyse de 3 kişiyle oynamaya çalıştığınızı düşünsenize.)
  Bütün karakterlerle oynamak ayrı zevkli. Mesela Madoka'nın zıplamasını ve A'sını (O şeye A diyeceğim.), Mami'yle yürürken X yapmayı, Kyoko'nun saldırılarını seviyorum. Homura ve Sayaka'nın tam olarak nelerini sevdiğimden emin değilim ama Homu'yla zamanı durdurunca baya kısa sürüyor.. Anlattıklarımın açıklaması:
Homu zamanı durduruyor

Meduka'nın A'sı (Böyle pembe oklar havadan yağıyor filan)
Kyoko'nun saldırılarından biri (ok tam gözükmese de)
Mami'yle yürürken X yapmak (sağ ve sola birden ateş ediyor işe yarar bir şey)
   Oyunu şurdan indirmeyi başarabilirsiniz. Şu an YouTube kapalı olduğundan eğer DNS değiştirmediyseniz ve oyunu indirmek istiyorsanız gidin araştırın. Olmadı bana sorun. Ve update yüklerseniz geçmişteki homuyu kullanabiliyorsunuz sanırım.
----------Sonraki gün
   NASIL. DÜŞÜNMEDİM.
   Z veya X'e basılı tuttuğunuzda saldırınız güçleniyor. Ve ben bunu yeni keşfettim. ASDFG. Başka oyunlarda da bu özellik var, neden düşünmedim ki??? Bunu aşağıya koyacağım gif sayesinde keşfettim. Bu oyunu normalden easye çeker sanırım. Aslında ilk oynamaya başladıysanız yine de normal veya hard diyebilirsiniz.

Bana bu özelliğin olabileceğini hatırlatan gif. Sayaka Elsa Maria'yı döverkene.
   Yani kısaca böyle hoş, güsel bir oyun. Tanıtım yazıları yazmakta en iyisi değilim, bence oynayıp görün (Gerçi daha neyi tanıtacaktım ki?)
   Naaa nee~~

17 Nisan 2014 Perşembe

Narsist Hoca #sukiden can sıkıntısı şiirleri#

Şimdi 1-A sınıfından Suki bize "Narsist Hoca" şiirini okuyacak. *alkış sesleri*
*sahneye çıkar*

Narsist Hoca
He evet hocam, evet
Siz çağımızın kadın Newtonu,
Biz ise fizikten anlamayan,
Tembellik abidesi,
Bir grup aptal.

He evet hocam, evet
Sorular çok kolaydı.
O yüzden kimse iyi not alamadı,
Biz de zaten inandık,
Dediğiniz gibi kolaydı hocam.

He evet hocam, evet
Adil puan veriyorsunuz,
Adil değerlendiriyorsunuz sınavı,
Bir iki sazan inansa da,
Biz biliyoruz mallığınızı hocam.

*alkış sesleri* *sahneden ayrılır*

23 Mart 2014 Pazar

Selam yavrum ben akvaryum

   Bu sözü en az yüz kere söyledim bu sıralar. Çok aptalca.
   Pff, ders çalışmam lazım ama şu an çalışmıyorum. Sınavlar moralimi %0'a indiriyor C:. Bayağıdır düzgünce yazmıyorum. Kendimi başka şeylere vermişim.
   Ne mi yapıyorum? Kimsenin umrunda olduğunu sanmıyorum ne yaptığımın. Umrunda olanlar zaten biliyorlardır. Bilmeyen umrunda olan varsa söylesin *ağustosböceği sesleri*
   Okulun ordaki çiçekçiden bir çiçek aldım arkadaşlarla. Adını Günbatımı koydum sdfgfds turuncumsu birşey böyle geceleri kapanıyor ve yapraklarının arkası mor.. Cohoş yani.
   Geçenlerde Ş.'yle lunaparka gitmiştim. Sanırım lunaparklarda artık gondolun en arkasına binecek kadar cesaretim var. Gerçi gondol oraya binmek için var, değil mi? Ölecek gibi hissetsem de adrelaninden ölmeyi umursamıyordum o gün *mala bağladı*
   Sırf şu an ders çalışmaktan kaçtığım için yazdığımı biliyorsunuz, değil mi?
   Belki de ölünce hala 5 duyu organımız çalışıyordur ama hiçbirşey yapamıyoruzdur ve toprağın altında çürümemizi hissederek sonsuza kadar deliriyoruzdur (En korktuğum teorim. OV.)
   Dünya üzerinde önemli olmak istiyorum. Ama olsam bile bir şeyi değiştirmeyecek, evrende yer kaplayacak kadar bile sayılmayan miniminnacık bir yerde, bu evreni tam olarak bilmeden yaşıyoruz. Belki evren küçük bir odadır ve dünya bu odada dolanan toz parçalarından biridir. Oralar dünyaya benzemeyeceği için veya oraları görecek gözlere sahip olmadığımızdan ya da çok fazla büyük olduğundan yalnızca maviyi ve siyahı görüyoruzdur. Ve turuncuyu. Gökyüzünde.
   Durarara'yı baştan izledim. Bütün karakterlere bayılıyorum ya asdfdsa eğer kadro boşsa beni de dollars'a al mikado api çok işsizim...
   Daha yeni bir yazı yazmadan şablonu değiştirmeyeceğim.
   Bilgisayarı 28 dk önce kapatmam gerekiyordu ve annem fark etmeden önce ben kaçar dostlaaaaar~
Not: Daha sık yazmaya çalışacağım. Blog yazmayı özledim çünkü. Bloglar sayesinde birsürü arkadaş edindim filan. Gerçi çoğu kayıplara karıştı ya da..... Neyse, na ne~
 
   

30 Ocak 2014 Perşembe

Do you like cheese?

   Ne yazarak başlasam dedim, ama en iyisi başlayayım, gerisi gelir. Belki de gelmez.
   Birsürü taslak birikti yazıjam diye diye. Ben de bir taslaktan devam ediyorum işte.
   Günlüğüme yazarken daha ilham geliyormuş, ilham perileri bana küçük kollarıyla yumruk atabilecek kadar yaklaşıyormuş herhalde. Çünkü buraya yazarken ilham %0'a iniyor hani asdfgh
   O yüzden ben günlüğüme yazdığım bazı şeyleri buraya koyayım diyorum .-. . Maksat yazı olsun.. Yani..
   Belki de önceki hayatlarımızdaki insanlarla olan ilişkilerimiz aynıdır ama olaylar farklı gelişmiştir
   Örneğin diyelim ki Anna ve Isabelle çok iyi arkadaşlar. İlk hayatta, Anna'yı A veya B okuluna gönderecek. Göndereceği okul konusunda kararsız kalıyor ve A ilkokuluna göndermeyi seçiyor. Isebelle A okulunda okuyor ve Anna ile tanışıyor. Bu şekilde arkadaş oluyorlar.
   2. hayatta, Anna'nın annesi Anna'yı B ilkokuluna yolluyor. B okulundaki bir tanıdığı, onu Isabelle ile tanıştırıyor. Sonuçta yine çok iyi arkadaş oluyorlar.
   Başka bir örnek ise, Ali ilk hayatında ağzından annesine karşı korkunç bir küfür kaçırıyor. Annesi çok gergin ve sinirli bir kadın. Ali'nin yeterince büyümüş olduğunu düşünüyor ve o anki siniriyle Ali'yi evden kovuyor. Ancak ikinci hayatında Ali ağzını kapalı tutabiliyor ve annesi onu evden kovmuyor.
   Ancak bu örnekte, evden kovulduğunda kovulmadığı hayatında tanışmadığı biriyle tanışamaz mıydı? Tanışabilirdi. Ve evden kovulduğundaki hisleri onun tanışması gereken biriyle tanışmasına engel olabilirdi. Anna'nın ilk okulda yaşadıkları ile ikinci hayatındaki okulda yaşadıkları onu farklı şekillerde etkileyebilirdi. Çelişkili yani.
   Tumblrda bir postum +8,000 not oldu. kalp krizi geçiriyorum.
   Neyse, diyecek fazla bir şeyim yok şu an. Adiyos babes~