27 Ocak 2013 Pazar

Un-Happy 6

Haruno,kafasını yukarı kaldırdı.
Yukarıda,rengarenk bir gökkuşağı görebiliyordu.Gökkuşağının tam başladığı yerde duruyordu."Belki içi altın dolu bir kazan vardır" diye düşündü.Gülümsedi.
Altın dolu bir kazan yoktu...
Sadece bir not vardı.Haruno şifre olmaması için dua etti.Kağıdı eline aldı.Şunlar yazıyordu; "Renksizliği takip et."
"En azından şifreli değil." diye düşündü Haruno.Renksizliği gözleriyle aradı.Her yer renklerle kaplıydı.Bir çayırın ortasındaydı.Yumuşacık hoş,yeşilin her tonundan çimenleri her renkten çiçekler ve kelebekler süslüyordu.Kırmızı,turuncu,sarı,mavi,lacivert,mor,pembe...Tavşanlar ve ceylanlar ortalıkta geziyordu.Masallardan çıkmış gibi bir yerdi yani.
Biraz yürüdü.Bir taşa takılıp düştü.Homurdandı.Taşa bir tekme attı.Taşın altında da bir not vardı!Artık notlardan bıkmıştı.Ama hayatta hiçbir amacı yoktu.Hep burada ne aradığını düşünmüştü,beynini yoklamıştı ama aklına en fazla yabancı dil ödevi geliyordu.Yalnızca kendi hakkındaki her şeyi unutmuştu herhalde.Bu,berbat birşeydi.Bunu yalnızca hafızasını kaybedenlerin anlayabileceğini düşündü.
"Neyse." diyerek notu eline aldı."Kuzeye dön ve kullandığın eli takip et."
Önce ilk kısmından başlaması gerektiğini düşünerek kuzeye döndü.Görebildiği tek şey yeşil çayırdı.Sonra ikinci kısma baktı."Kullandığın eli takip et." Haruno solaktı.Bu notları yazan ya onu çok iyi tanıyordu ya da attıkları tutuyordu.Sola baktı.Batan güneşi görebiliyordu.Hafifçe esen meltem çimenleri hareketlendiriyordu.Sonu gelmeyecek gibi görünen bu manzaraya doğru yürüdü.Bir anda bir şey fark etti.
Öğlen olmuştu.Havanın gitgide aydınlandığını fark edince yukarı bakmıştı.Sanırım bunun nedeni güneşin olduğu tarafa gitmesiydi ama ona yetişmesi imkansızdı.Burası dünya olamazdı.En azından bunun mümkün olacağını sanmıyordu.
Biraz daha ilereyince,sabah olduğunu fark etti.Saat sekiz suları gibi görünüyordu.Sabah güneşi arkasından vuruyordu.Göz kamaştırıcıydı ama Haruno onun tersine yürüdüğü için sorun yaratmıyordu.
Gitgide hava karardı.Güneş doğudan batıyor gibi gelmişti."Sanırım" diye düşündü; "Burada Dünya sabit,dönmüyor.Güneşte yanından geçermişiz gibi geçip gidiyor."
Şimdi saat 4 suları gibiydi.Gökkuşağı renklerini kaybetmişti.Çimenler koyu sarımsı bir renge bürünmüştü.Dikene benziyorlardı.Kelebeklerin renkleri çok soluktu.
Haruno durakladı.Renksizliği bulmuştu!
Sonra,o meltemlikten çıkmış dondurucu rüzgardan ona doğru bir kağıt uçak uçtu.Haruno,uçağı aldı.Profosyönelce yapılmıştı.Üzerinde birşeyler yazıyordu.Katlanan kısımları özenle açtı.Şunlar yazıyordu:
"Bundan sonrası senin kararına kalmış ama,bana yardımcı olmanı umuyorum.Rüzgarın tersine doğru ilerle!Rüzgarın kaynağına doğru.Ondan korkma,gir içine.Zararlı değildir.Unutma,burası gerçek dünya değil!Yardımcı olmak istemezsen evini düşün, (Bilinçaltın hatırlayacaktır,sen hatırlamasanda.)orada olursun."
Notu tekrar tekrar okudu.Kendini kim olduğunu bile bilmediği biri için neden tehlikeye atsaydıki?Rahat,güzel evinde kendini yeniden keşfedebilirdi.Ailesiyle mutluca yaşayabilirdi...Ama o anda içindeki ses ona durmaması gerektiğini söylüyordu.Çok pişman olabilirmiş falan felan.İç sesinden kesinlikle ve kesinlikle nefret ettiğini düşündü.
"Peki." dedi ve rüzgarı takip etmeye başladı.Ağaçlar bile şu masallardaki korkunç ormanların ağaçlarına benzemişti.Haruno'nun her yerine dikener batıp duruyordu.Bacakları kan içinde kalmıştı.Çorabı yırtılmıştı.Bu can acısıyla ağlamak istiyordu ama yapamıyordu.Kilometrelerce bu şekilde yürüdü.Kurt ulumaları duyuyordu.Her taraf gece yarısıymış gibi görünüyordu.Ama hava bir türlü aydınlanmıyordu.Şimşekler çakarken Haruno'ya yakın olan bazı ağaçları yakmıştı.Bu yüzden biraz teremişti ama neyseki yanmamıştı.Ölmediğine mi sevinseydi yoksa evine dönebilecekken tüm bunlara neden dayandığını düşünüp üzülse miydi bilemedi.Yine de üzgün hissetmiyordu.
Rüzgar gitgide artmıştı.Uçacak gibi hissediyordu.Ve sonunda kaynağı gördü.
Bir hortum.
Hortuma doğru yürüdü.Normalde yürüyemezdi bile,ama acayip bir şekilde böyle hissetmişti.
Hortumun içine girdi,rüzgarı tüm vücudunda hissediyordu.Saçları dramatikten çok yüzünü acıtacak bir şekilde uçuştu.
Kendini karanlık bir yerde buldu.
Bir çift kedi gözü onu izliyor gibi geldi.Birden bilinçaltından gelen bir şeyler hissetti.
Tıpatıp kendisine benzeyen birini hatırladı.Ve bir anısını.
Geceydi,beş yaşlarında falan olmalıydı.Babası.Babasının kanserden öldüğü geceydi.Kardeşi soğukkanılıkla ağlamıyordu.Haruno birşeyler söylemek istiyordu.Ama yapamıyordu.Elektrikler kesilmişti.Annesi,dayanamamıştı.Bir kenara çekilmişti.Haruno'nun en üzgün zamanı olmalıydı.O anda,karanlıktan aynı şu an gördüğüne benzer bir çift göz çıkmıştı."Korkma" demişti.
Haruno bu düşüncelere dalmışken,birden ağzından bir sözcük çıktı.
"Yowobi?"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder