31 Aralık 2013 Salı

2013



Selam.
Uum, 2013 son buluyor.Ve bunun hakkında bir yazı yazmak istiyorum. Her ne kadar kimsenin ilgisini çekmeyecek olsa da.. (Aslında bir sürü insan girip duruyor ama hiçbir şeyi okumadan çıkıyor olsalar gerek asdfd.)


1-Bayağı bir anime izledim:
Sürekli anime izleyen şahsiyetlerin yanında bayağı sönük olsa da bu yıl bir dönem, her gün anime izlemiştim. Hepsini MyAnimeList'e kaydettiğime göre, şöyle bir bakalım (Alfabetik olarak):

Alis, kendisi 13 yaşında ama 8 yaşında gibi
duruyor gördüğünüz üzere.
  1. A-Channel (Fena değildi, sıradan bir şeydi.)
  2. Aku no Hana (Hoşuma gitti, mangasını okumaya üşendim.)
  3. Angel Beats (Pek tarzım değildi ve ne ağladığımı ne güldüğümü hatırlıyorum.)
  4. Ao no Exorcist  (séqsi rin)
  5. Black Rock Shooter (Sonlara doğru mala bağladı ama çok hoştu.)
  6. Corpse Party: Tortured Souls (Oyunundan bayağı bir kısaltmışlardı. Resmen 40 bölüm olabilecek kapasitedeydi Corpse Party.)
  7. Danganronpa (Oyunundan kısaltmışlardı-oyununa bayılıyorum ama neden bilmiyorum-ama iyiydi gene.)
  8. Death Note (whoah)
  9. Denpa Onna to Seishun Otoko (Malcaydı ve kız çok gerizekalıydı.)
  10. Durarara!! (Bu en sevdiğim animelerden sanırım zaten çok da izlememiş olsam da ama..)
  11. Gosick (Victorque denen arkadaş ilk başta çok sinir bozucuydu sonra insanlaştı biraz.)
  12. Kamisama no Memochou (Bunu da çok severim hehe.)
  13. Kuragehime (Pek tarzım bir şey değildi ama hoşuma gitmişti.)
  14. Kuroshitsuji (kısların sevqlisi sebastiyan. idk what am i tolking abat.)
  15. Kyoukai no Kanata (Mirai çok mal. Sona doğru senpai senpai <33.)
  16. Shingeki no Kyojin (Çok seksi bir animeydi- yani demek istediğim iyiydi güzeldi ama daha çok olay olmuş olduğunu duydum mangada felan.)
  17. Steins;Gate (İşte bunu seviyorum.)
  18. Yuri Seijin Naoko-san (Can sıkıntısından izlemiştim. Beş dakikalık bir şeycikti ve anlamsızdı zaten.)
Zaten çok anime izleyen biri değilimdir, bunlar benim için çok bile olmuştur herhalde asdf. Bazılarını izleyeli 3 yıl olmuş gibi hissediyorum.

2-YouTube'da insanları takip etmeye başladım.
Başlıktan da neyden bahsettiğim belli sanırsam. Video yapabilen insanlar çok becerikli insanlar. Sevin, kollayın onları. Takip ettiklerimi çok merak ediyorsanız gidin YouTube'dan bakın, 

3-Danganronpa
Bu şeyi sevmemin nedeni cinayetlerdi sanırım. OST'leri de hoştu. Yazın mal mal let's playini okumuştum. Yaklaşık her iki oyunu da birer haftada bitmişti. Kıt ingilizcemden dolayı bazı şeyleri anlamam zor olmuştu. Şimdi oyununu ingilizce indirip oynayayım diyorum ama üşeniyorum. Belki sonra. 
Birinci oyunun ve ikinci oyunun havası apayrıydı, her ikisini de çok seviyorum. Ve favorilerim (her iki oyundan) Togami, Komaeda, Ibuki, Kuzuryuu, Fuwaka ve Souda sanırım. Kirigiri'ye çok sinir olmuştum, Naegi'yi *spoiler*lediği için, oyunun beşinci bölümünde sanırım. Ama yine de seviyorum onu da.
Şu an oyunu düğüm olaylarıyla, cinayetleriyle ve şahısların belli başlı özellikleriyle anımsıyorum. 
İlk let's playini okumaya başladığımda (Kiri sağolsun asdf sanırım o zamanlar ingilizcesi yoktu, temmuz filandı.) karakterlerin psikolojilerinin pek orijinal olmadığı ilk düşündüklerimdendi. Yani hangi olaya nasıl tepki verecekleri belliydi.
Herkesin sevip de ısınamadığım karakterler: Chihiro ve Nanami.
Özellikle Nanami, onunla bir sorunum yok ama yine de hiiç hoşuma gitmiyor. Doğal değil, üzüntülerini çok da belli etmiyor, ve.. Bilmiyorum işte, tarzım biri değil. Aslında az önce söylediğim özelliklerin nedeni *spoiler* olmasından dolayıdır belki. Sanırım sevimli karakterlerle sorunlarım var.
Bu arada:
Det voisıs. LOOK AT THAT VOICES. Capon seslerine alışmıştım phén bunların..
Ayrıca şu çizimlerini yapan adamı unuttum ama seviyorum çizimlerini asdfds. Herneyse.

4-Super High School Level Bad Luck 
Çünkü, yılın başlarında, bilgisayarı yere düşürdüm ve telefonumu kaybettim. Ayrıca ailemdekilerin telefonları bozuldu ve televizyon da bozulmuştu. Vov.

5-Eskisinden daha iyi çizmek
Halen muhteşem çizemesem de (Hangimiz muhteşem çizeriz ki?) bu sene hoş bir ilerleme kaydettiğimi söyleyebilirim.


Not: Hiç fanart çizmiyorum ben ya :c

6-Gerizekalılık
Kendimi gerizekalı olarak düşünmem de kişisel gerizekalılıklarıma giriyor. Özellikle sonsuza dek ölmemi gerektirecek kadar utanç verici bir şey yapmasam bile, o önemsiz şeyi yaptığımda utançtan ölesim gelir ve bu da mantıksız bir şeydir. İnsanlar bir şeyinizi umursamazsa, aptalca bulursa ve önerinizden hoşlanmazsa gerizekalı hissedersiniz ancak yaptığınız şeyi utanç verici ve berbat buluyor olsanız dahi o şeyden insanlar hoşlanırsa yaptığınız şeyi siz de seversiniz. Yaptığınız şeyi insanlara sevdirin.

BAZI SIK KULLANMIŞ OLDUĞUM SÖZLER:
Choq séqsi .s
NOKTA SE.
Pls.
( ͡° ͜ʖ ͡°)
Tencere tava remix.
é$raRlı qöZlér séNi öZlér 
Neyse (Bu her yıl için geçerli.)

Bir günlüğümde bulduğum berbat espri:
A:Beni incittin.
Ben: İncil! Kuran! Tevrat!

7- "Kabile Evi" partileri
Uzun bir aradan sonra Kiri'yle geleneksel "kabile evi" partilerimize devam ettik. Kabile evi, Transformice denen online oyundaki kabilenizin evidir. Bizim "parti hard"ımız sıra sıra videolar açarak beraberce bu şekilde dinlemek oluyor. Bazen başkalarını da davet ederiz. Açacak video olursa eğlenceli bir uğraş aslında.
Kawaii sugoi tarzıyla sukinin faresi ;^33333
8-Kiri'yle buluşmak
Aslında bakarsanız bunun için 2012 Şubat'tan beri uğraşıyorduk ve hiç de zor bir şey değilmiş bunu yapmak aslında. Her zaman ailemize söylemeden denerdik bunu. Sonra bir gün bunu yaptık ve mal mal Kipa'da dolaştık işte. Hiçbir şey yapmadığımızdan dolayı pek bir değeri yoktu ama birbirimizi reel hayatta görmemiz güzeldi. O zamandan olan fotoğrafını koyup ona bir kötülük yapmak isterdim ama hayır, böyle bir şeyi yaparsam beni boğazlamak için buraya gelir galiba.

12- RPG Oyunları
Ib, The Witch's House, Mad Father, Mermaid Swamp, The Crooked Man, Tom Gets Wi-Fi, Paranoiac, Very Pink Game, The Mirror Lied, Desert Nightmare, Yume Nikki, Ao Oni, Densha, Misao.. Hepsini yazdım sanırım ama belki birini unutmuşumdur diye nokta nokta koydum. Bazılarını oynadım, bazılarını oynamaya üşenip videolarını izledim, bir-iki tanesini bitirmedim.. Bunlar 2013'te tanışmış olduğum RPG Maker'ın versiyonlarıyla yapılmış oyunlar. Bazıları tüm gece aklımdan çıkmayıp beni uyutmadı ancak onları oynamadığım sürece konularını ve korku unsurlarını sevdim. Korku olmayanları da sevdim. Hepsini sevdim ben.

12,5- Irisu Syndrome
Bu bir RPG oyunu değil bildiğim kadarıyla, o nedenle ayrı bir katagoriye alma gereği duydum.
Bu, şu sıralar tanışmış olduğum bir oyun. Üçgenler, kareler filan var, çakıştırıyorsunuz aynı renktekileri. Yirmi bin puan yapınca good end oluyor. İlk başta bir türlü beceremediğim için sinir olmuştum ama sonra becerince sevmiştim. Um, konusu da trajedik. Aslında buna ayrı bir kategori açmama gerek yoktu. 


13-İnsanlardan nefret etmiş olduğum yıl
Kawaii çizenler, ünlülere tapanlar, dünya umrunda olmayanlar, kendini bir şey sananlar.. Hatta bir ara listesini bile yapmıştım bir günlüğüme. Sevmediğim pek çok insan tipi varmış.

14-Tumblr ve Pixiv
Şu sıralar Pixiv'den resimleri alıp Tumblr'a koymak gibi  bir hobimsi şey geliştirdim. Şu an 78 takipçim var c:

15-Göze Parmak
E.'nin gözüne tartışırken parmaklarımı sokmam. Belki bir gün videosunu atarım. İlk başta bana kızıyor, sonra beraber videoya gülmekten bıkıyorduk asdfds gerçi arkadaşlar daha çok gülmüştü.

16-Yeni bir uğraş: Şiir Yazmak
Buna başlayalı çok da fazla olmasa da, şiir yazmaya bir ilgim oluştu. Şiir şu iki şeyden ibarettir: Saçmalık ve duygusallık. Geçen yazımda da gördüğünüz üzere..
Şiir yazmak yeni bir uğraştır,
Bu insanın hayatında,
Hayat dediğin bir çikolata gibidir,
Kısa sürer ve lezizdir..


SÜREKLİ DUYMAKTAN BIKTIĞINIZ ŞEYİ SÖYLEYECEĞİM:
SENEYE GÖRÜŞÜRÜZ!
NAA NEE~

3 Kasım 2013 Pazar

Yayın Balığı


Ciddi olmak hiç benim işim değil. Melankolik olmak hiç benim işim değil. Bazı şarkıları dinleyince o tavırlara girdiğimi hissediyorum. Duygular da benim işim değil. Nokta koyunca çok ciddi hissediyorum. Geçmişte yaptıklarım şimdi saçma geliyorsa şimdi yaptıklarım gelecekte bana saçma gelecek muhtemelen.
Bir ara özelliklerimi değiştirmeye çalışırdım ama şimdi özelliklerimi direk söylemenin daha kolay olduğunu fark ettim. Sanırım öyle yapmak daha iyi.
Matematiğe çalışmalıyım. Diğer dersler tamam da matematiği henüz tam kavramış değilim. Ama hiç çalışasım yok. Sınav da perşembe zaten mecbur çalışacağım.
Ask.fm ve buralar bayağı bir durgun. Bir şeyler yazın artık lan.
Eğer benim gibi yazılarınızı kimsenin takmadığını düşünüyorsanıs merak etmeyin, ben takarım.
Ölmeden önce yapmak istediğim birsürü şey var ama yarın ölürüm diye korkuyorum. Pff.

Eskiden da birilerini izlemeye çekinirdim ama artık çekinmiyorum. Hoş.
Nokta koymak ve ifadesizlik daha çok Mono'ya göre birşey. Bana da bulaştı galiba. Ama hiç gülesim yok asdfg. Uu  bir asdfg. Ne güzel.
İnsanların %95inin gerizekalı olduğunu hatırlamak ve onlara yapılabilecek birşeyin olmadığını hatırlamak çok kötü.
O değilde ben hiç film izlemiyorum. Ayrıca bu yaştan sonra-ki gencim bayağı ama-yeni birşeye ilgi duyup profosyenelleşebileceğime ya da yeni bir hobi kazanabileceğime pek emin olamıyorum nedense.. Ama mutlaka bunu yapabilirim tabii. Mesela eskiden beri ilgi duyduğum şeyler var: Okumak,yazmak,çizmek.. Geçen seneden beri muhtemelen, tasarıma da ilgi duyuyorum. Pek fazla iyi çizemesem de-ki profosyoneller genelde 20 yaşını geçmiş olur ama-birşeyler yapıyorum işte. Lolita pastel goth filan seviyorum. Pantolon tişört de seviyorum. Ama şu gece elbiselerine felan hiç ısınamıyorum. Dar elbiselere. PFF. Perçeme de o kadar alıştım ki perçemsizliği pek sevmemeye başladım. Teşekkürler anime tarzı çizen insanlar.
Kendi kendime bir hikaye-roman filan yazmak istiyorum ama yazsam bile yakın zamanda konu hakkında fikrim değişiyor. Bu nedenle cidden muhteşem bir konu bulmadan önce yazmamalıyım.
Şu koleksiyonumu büyütmek istiyorum. İçinde bir porselen bebek olsa, bir dünya küresi olsa.. Bunun gibi pek çok şey. Şu sıralar kitaplarım raflarıma yetmiyor. Ama en iyi liselerden kazanırsam odamı yenileyecekler-ki ben bu konuda çok kendimden emin davranıyorum ama..
Höm, neyse.

Noko-chan'ın küçük Mim'i
-Olmasını en çok istediğiniz şey?
Pek çok şey var aslında. Mesela üniversiteye geçtiğimde tüm internetten tanıştığım kişileri gerçek hayatta tanımak gibi. Aslında bu işi Kiri'yle yaptm ama, Kipa'da kısa bir takılmaydı (sonra evlerine misafir geliyormuş asdfgh.) ama onunla 2. bir kez buluşmayı, takılmayı gerçekten isterim. Guinness'e girmek istiyorum. Hobi kitaplarından daha çok istiyorum. Guinness'in 2014'ü çıkınca almak istiyorum. Dünya'daki tüm ülkeleri gezmek istiyorum (%99 ihtimalle bu yaz değil sonraki yaz İngiltere'ye gideceğim. Aslında bu yaz gidecektim ama neyse. Burada tam toparlayamıyorum merak ediyorsanız "özele gelin:))):):):)" sdfgh) Ahh, daha pek çok şey istiyorum. İstekleri bitmeyen biriyim herhalde.
-Kendinizi özgür hissettiğiniz bir an?
Hatırlamıyorum lan asdf özgürlüğü direk hissettiğim zamanları.
-Kendinizde en sevdiğiniz özellik?
Derslerde iyiyim, emin değilim ama insanlar adalet duygumun gelişmiş olduğunu ve ağırbaşlı olduğumu felan söylüyorlar (Sorduğumda filan.) ve bunu demeleri hoşuma gidiyor. Ayrıca arkadaşlarıma değer veririm 
-Kendinizde en sevmediğiniz özellik?
İnsanları kırıyorum, bağırıp çağırıyorum ve bazen haddimden fazla açık sözlü oluyorum ama bunları düzeltmeye çalışıyorum c:. Başka kötü özelliklerim de vardır herhalde ama şimdi bunun üzerinde pek durasım yok açıkcası.
-Uğurlu eşyanız-sayınız-renginiz vb. var mı?
.Hayır sdfg ama o "uğurlu"yu "en sevdiğin" diye değiştirirsen var.
-Evcil hayvanınız var mı?
.2 tane balığım var ama sularını değiştirmeye üşendiğimden ölüp gidecekler asdfgh. Red Mellon ve White Apple.
Geçen çektiydim
-“Saçmalamak” size neler çağrıştırıyor?
İlk aklıma gelen şey "Ben" oldu asdfgh
-Kurbağaları sever misiniz?
Yesh.
-Arkanızda  pedobear var!!
Arkama baktım yoktu. Yine baktım yine yoktu.

Naa nee~

1 Kasım 2013 Cuma

Kötü çizdiğini düşünenler için yazı part 2

2012'nin Mayısında yazmış olduğum before-after meme şeyleriyle dolu yazının bir ikincisini yazmak istedim. O yazıdan kalma ibretlik ilerleme:

Bir yıldı paintten saiyi mükemmel bir şekilde kullanmaya geçen aplamıs.
5 yaşındayken ve 16 yaşındayken. Asdfgh.



























1. resme baktıktan sonra 2.sine bakmak çok rahatlatıcı oluyor asdfds.
............
.......................
................................Ah.
Before-After şeylerine bakayım derken diğer resimlere dalmışım da c:""
Neyse devam edeyim ben.






17 Ekim 2013 Perşembe

Kitaplar aslında gizlice kedileri yer.


Neden bu yazıyı yazdığım hakkında bir fikrim yok. Ne kadar olay yaşarsam yaşayayım, bunu yazıya
aktarmaya gelince beceremiyorum. Neyden bahsetsem bilemiyorum. Bu resmi niye koydum, onu da bilmiyorum.
Herneyse, sonuçta bir şekilde yazıyorum asdsasd.
Halen saçımı Yui Samidare gibi kestirmedim. Aslında bakarsanız perçem kestirmiştim ve kestirdiğim ilk zamanda kötü durduğunu düşünmüştüm. Sonra gazel oldu ama B). Saçımı o kadar kısa kestirmek konusunda korkularım var. O yüzden böyle devam ediyorum ._.
Şu sıralar karakter tasarlamayı çok seviyorum. Ama hiç erkek çizemiyorum lan. WHY :C.
Okulda arkadaşlarla çok gerizekalı gibi takılıyoruz. Herkes ergen ergen takılırken, biz hala kendi kendimize saçmalıyoruz ve bu ergen ergen takılmaktan x1000 kat daha iyi birşey asdsa.

Sonunda Ş.Ş.Ş.nin beni mimlediği mimi cevaplamaya karar verdim. Ayrıca ben de mim yapacağım. Asdfdsd.

Sen özgür hissediyor musun? Ya da aklına ilk gelen şeyi "ne derler" diye düşünmeden yazabiliyor musun?

Aslına bakarsan.. Kendimden utandığım anlar ne derler diye düşünmeden yaptığım anlar oluyor bazen ama sorun yaratmıyor. Örneğin ask.fm'de bloggerda beni izlemeyi bırakıp izler misin felan dediğimde anlamsızca kendimden utanmıştım. Bu kaç kez söylememe rağmen yapmamaları ve çok saçma bir davranış sergilediğimi düşündüğümdendi sanırım. Bu şeyde biraz fazla ısrar ediyor gibi hissetmiştim.
Kendinden utanmaktan devam edersek, bir-iki ay önceydi muhtemelen, biri başkasına seslendiğinde ben bakmıştım misafir varken. Sonra kendimden utanıp odama koşmuştum. Sonra bunu yaptığım için kendimden utanmıştım.
Facebookta, bloggerda hatta msnde profil resmime erkek bir karakter koymaktan çekiniyorum veya istemiyorum. Nedenini ben bile bilmiyorum asdfds.
Asıl konuya gelirsek, yazma konusunda tabii ki önceden düşünmek gerekir. Düşünmeden yazarsan 1 dakika sonra kendi yazdıklarını bile saçma sapan bulabilirsin. Yani şu an benim yaptığımdan farklı birşey değil asdf yani şu an ne derler diye düşünmeden yazıyorum.
Yazışmalarda karşımdaki kişi az az yazıyorsa ben de az az yazmaya çalışıyorum, gerçi şu an çalışmıyorum ama benim anlatacak çok şeyim oluyor.
Haddimden fazla açık sözlüyüm. İnsanlara, akrabalara, sıkıcı olduklarını veya konuşmak isteyeceğim tipler değilsiniz gibi şeyleri rahatlıkla söyleyebiliyorum.
Güvendiğim insanların düşüncelerini çok dikkate alırım. Mesela şakasına birşeyler deseler hemen dikkate alırım (Aklıma geldi de kızınca çok tatlı oluyorsun diyorlardı tsunderelere benzemeye başlıyorum herhalde YARDIM EDİN HER BEĞENİ 1 TL.)
Aslında ben browserlarda bile (Özellikle browserlarda) özgür hissetmiyorum asdfds sanki biri benim ne arattığıma bakacak. Hayır, normal şeyler arıyorum ama çıkması için yazdıklarım saçma sapan geliyor bana.
Size gizli birşeyi söyleyeceğim. Ask.fmde beğenilmeyen yanıtlarımı siliyorum. Hani madem birşeyler anlatıyorum, arada söyleyeyim dedim asdfds itiraf ediyorum beğenilerimi takıyorum.. :c
Ask.fmden konu açılmışken, bir keresinde beğenenlere iltifat et? diye soru sormuşlardı bende evet diyerek beğenen herkese gerizekalı filan demiştim. Sonuç:


Gülsem mi ağlasam mı bilemedim lan asdfgfdsdf. Cidden, gerizekalılar gerizekalı olduklarını farkına varamıyor. Neden mi? Çünkü gerizekalılar. Tamam, belki ben de gerizekalı olabilirim, ama şahsen onlar kadar gerizekalılaşmayı istesem de beceremeyeceğimi düşünüyorum.

Aaağh. Bu kadar yeterli. Şimdi, Ş.Ş.Ş., sen cevapla. İsteyen de cevaplayabilir. Sonuçta kimse cevaplamayacak muhtemelen, pek ihtimal vermiyorum ama cevaplarsanız 5 TL vereceğim c:

1-Her gün dişlerini fırçalar mısın?
2-Tarayıcının en çok girilen siteler kısmında neler var?
3-Mousen ne renk?
4-Şu an tarayıcında açık olan sayfaları söyle (ya da link de verebilirsin sdfgf)
5-Geçen sene not ortalaman nasıldı?
6-Çizdiğin bir resmi koy.
7-Buraya da çok sevdiğin bir çizimi koy sdfgh.
8-Çizmekten en nefret ettiğin şey nedir? (Bunu cevaplayacak muhtemelen herkes arkadaşlar olacak ve hepsi resim çizer ama küçük bir ihtimal olsa da çizmeyen birine denk gelir diye, bu soruyu en nefret ettiğin hayvan nedir diye algılayabilir.)

Neyse, bu kadar sanırım. Ş.Ş.Ş. cevaplasın özellikle, o da öyle yaptıydı. HERNEYSE.


NAA NEE

30 Ağustos 2013 Cuma

Gerizekalıca Bir Anime: Denpa Onna to Seishun Otoko

  Pek çok anime gerizekalıcadır zaten, ama uzun süredir o tip bir anime izlemiyordum.
  Olay bi çıcın anasının babasının bilmemne olması nedeniyle  halasının yanına gidip oldukça gerizekalı ve futona sarılı kuzeniyle tanışması ve okuldan kankalarıyla takılması hakkında. Bence konuyu çok daha ilgi çekici yapabilirlerdi. Erio'nun hafıza kaybı ve 6 ay ortadan kaybolması buna yeterdi zaten. Ama bundan sadece bahsettiler.
  İlk başlarda onun insan olduğunu kanıtlıyor (Bunu yaparken kolunu kırıyor ayrı mesele asdfg) ve Erio sosyal hayata dönmeye karar veriyor. Sonlara doğru beyzbol, basketbol. Çocuğun etrafı karı kızla dolu lan.
  Bence Erio futonda (sanırsam battaniye gibi birşey) sarılı kalıp uzaylıyım demeye devam etseydi onu sevebilirdim. Ama yok. İşi gücü kavayilik saflık. Azıcık kuul olsaydı keşke :C
  Aslına bakarsanız kuul olsaydı çok fazla severdim onu, hatta belki favorilerime girerdi. Kavayi yerine kuul olsaydı tabii.
  Pek çok animedeki gibi, ilk görünen erkek karakterden sonra görülen acayip kız karakter ön plana çıkıyor (Çoğu animede durum böyledir. Bazen animeyi izlemeden önce ilk görünen erkek karakteri bilmeyiz bile c:)
  En aklı başında karakter şu yaşlı teyzeydi bence.

Erio Touwa: İlk başlarda kendini uzaylı sanıp pizza yiyip duran, sonradan şirinliği %40 daha fazla göze çarpmaya başlayan ergen. Böceklerin onu ısırmaması için futon giydi ama bacakları tamamen açıktı. Kavayi ve güzel bir kız işte. Ama bana  oldukça gerizekalı geliyor. Neyse, söylenecek başka bir şey yok.

Meme Touwa: 

  • Erio'nun annesi.
  •  Yeğenine sarkan psikopat hala. 
  • 39 yaşında olup 19 gözüken klasik bir anime kadını.
  • Bildiğin kadının biri işte daha neyi anlatıcam asdfghj.
  • İsmiyle kendisi pek uyumlu.



Makato Niwa:
  • Tasarımıyla çok uğraşılmamış çıcıh.
  • Dışlanan ilk ortaya çıkan erkek karakter.
  • Etrafı karı kız dolu çocuk.


Ryuuko Mifune: 
  • Enerjik kız
  • Neşeli kız
  • Basketbol oynayan kız
  • Makato illa biriyle olacaksa bunla olsun.
  • Makato'nun salonda gerizekalıca bağırması sonucunda motive olup topu potadan geçirebildi.
  • Her Makato, iyi ki gerçek hayatta değilsin. Yoksa öyle bağırsan sana dik dik bakıp mal mı lan bu derler.


Maekawa:
  • Acayip kostümler giyiyor bu.
  • Part-Time
  • Kollarını yukarı kaldırdığında bayılıyor
  • İnanamıyorum ama böyle bir animede 180 cm kız bir karakter var.
  • Pek gerizekalı değil en azından.




Yashiro Hoshimiya:
  • Uzaylı olduğunu iddia eden şirin kız vol.2
  • Ama bence cidden uzaylı. Animeyi heyecanlı yapmaları için bir malzeme daha. Ama yapmadılar.
  • Özellikle en sinir resmini buldum.
  • Astronot gibi giyiniyor.
  • Animedeki tasarımıyla en çok uğraşılmış karakter herhalde.
  • Esperim phén .s.s.s


Tamura:
  • Yaşlı ninenin biri işte, o kadar.
  • Resim eklemiyorum


  
  Anlayacağınız Denpa Onna pek özelliği olmayan, bu yazıda gerizekalılığından bahsedip durduğum, belirli konusu olmayan bir anime. Fazla işsizseniz izleyebilirsiniz.







Naa Nee~
  

5 Temmuz 2013 Cuma

Mellie

   Yağmur çiseliyordu. Mellie (isim atmaca asds) bir otobüsteydi. Tek başınaydı. Bir sırt çantasından başka hiç bir şeyi yoktu. Teyzesinin evine gidiyordu.
   Yaklaşık 14 yaşında, boynunun ancak yarısına kadar bir elma kadar kırmızı saçları olan, siyahımsı gözlü, orta boylarda bir kızdı. Koyu kırmızı bir ceket, bir kot pantolon ve siyah ayakkabılar giymişti. Yanındaki boş, diğerleri gibi siyah kadifemsi koltuğun dibinde şeffaf ve beyaz şemsiyesi duruyordu. Bakışları dışarıdaki tek tük evlere ve ağaçlara dikilmişti. Bunlar dışında burası kuru bir yere benziyordu, sararmış otlar ve toprak vardı.
   Sonrasında tek tük evler de azaldı ve ağaçlar az az sıklaşmaya başladı. Yaklaşık 1 km sonra teyzesinin evine varmıştı. Otobüsten indi.
   Ev 3 katlıydı. Dış duvarları masmaviydi ve boyanalı fazla hafta olmamış gibi gözüküyordu. Çatısı da duvarları gibi masmaviydi ve yepyeni duruyordu. Mellie'nin saçları gibi kırmızı bir kapısı vardı, ancak kapı oldukça eski duruyordu. Evin minik bir bahçesi vardı ve bahçenin içindeki minik yol olmasa kırmızı güllerden ilerleyemezdiniz. Mellie, zili çaldı.
   Kapıyı orta yaşlarda, kırmızı uzun saçlarını topuz yapmış, beyaz bir elbise giyen bir kadın açtı. Bu, Mellie’nin teyzesiydi
   Mellie, teyzesiyle selamlaştı ve içeri girdi. Evin duvarları dışı gibi masmavi ve yepyeniydi, duvarlarda çok hoş gözüken soyut ve büyük tablolar asılıydı. Koltuklar yeniydi ve siyahtı, üzerlerinde küçük beyaz yastıklar vardı. Mellie Lacivert ve tüylü halıya bastı. Yumuşaktı.
   Teyzesi bu evi 2 ay önce almıştı. Minik kütüphane dışında her yeri neredeyse tamamen değiştirmişti, çünkü kitapları atmak istemezdi. Kütüphaneye girecek vakti hiç olmuyordu, çünkü çalışmaya gitmesi gerekiyordu (Her gün arabasıyla yaklaşık 17 km uzaklıktaki bir okula gidiyordu ve ondan sonra güllere bakması, akşam yemeğini yemesi ve diğer günlük işlerini yapması gerekiyordu. Haftasonları genelde başka pek çok işi oluyordu.)
   Mellie ve teyzesi sessizce akşam yemeklerini yiyip klasikçe sohbet ettikten sonra, Mellie evi biraz gezmek istedi. Katlara göre bir liste yapmak gerekirse, şu şekildeydi;

1. kat

  • Bir banyo
  • Büyük salon
  • Küçük bir oturma odası
  • Boş bir oda
  • Bir tane daha banyo.

2. Kat

  • Bir banyo
  • Yatak odası
  • Bir yatak odası daha
  • Mutfak
  • Yemek odası

3. kat

  • Küçük bir banyo
  • İçi işe yaramaz eşyalarla dolu bir oda
  • Minik kütüphane
  • Küçük, raflarla kaplı bir oda
  • İçinde yalnızca küçük bir yatak olan oda.


   Ve 1. kattaki boş oda, 3. kattaki işe yaramaz şeylerle dolu oda ve minik kütüphane dışındaki tüm odalar bir şekilde maviydi.
   Mellie'nin duyduğuna göre burada daha önce oturan kişi normal bir adammış. O da kütüphaneye dokunmamış. Çünkü kapı kilitliymiş. Ne çilingir açabiliyormuş, ne de odanın penceresi varmış. Kırması imkansız gibi bir şeymiş. Adam çok uğraşmamış zaten. Eskiden de pek çok kişi aynı şeyi yapmış. Evde dokunulmamış tek yer kütüphaneymiş yani.
   Mellie şans eseri işe yaramaz şeylerin olduğu odada anahtarı buldu. Küçücük bir bölmedeydi bu. Fark etmesi fazlasıyla zordu. Kütüphaneye girdi. 3 tane raflı dolaptan oluşuyordu. Raflar minik ve kare şeklindeydi. Rafları yıllara göre ayrılmıştı. 1960’tan 2013’e kadar. O gün 16 Temmuz 2013’tü. Saat 23:04’tü. Mellie, 1960 kısmındaki kitabı aldı. Beyaz,kalın bir kapağı vardı. Bunun kitaba benzer bir defter olduğunu fark etti. İçinde yalnızca bir sayfa vardı. Okudu;
17 Temmuz 1960

  Olay  başladı. Gece saat 04:15’te  20’li yaslarında genç bir  adam bir depremle uyandı. Dışarı baktığında yalnızca kendi evinin ayakta kaldığını fark etti. Fazlasıyla korkuyordu. Dışarı çıkmaya cesaret edemedi. Birkaç  hafta sonra açlıktan öldü.

   Bu yazının altında bir iskeletin fotoğrafı vardı. Fotoğrafın yanındaki bir başkasında bir kağıt fotoğrafı vardı:

  Taşınıyorum. Bir daha eve gelmeyi düşünmüyorum. Bir daha görüşeceğimizi sanmıyorum. Hepinizi seviyorum, ancak gitmem gerekiyor. Çok  üzgünüm. Gerçekten üzgünüm. Iyi olacağıma eminim. Yeni isimi edindim bile.
17.07.1960
S.

   Mellie defteri yerine koydu. Ürkütücüydü. Yine de sonraki birkaç defteri alarak kapının tam karşısındaki eski koltukta okumaya başladı.

17 Temmuz 1961
  Olayın 2. Yılı kutlu olsun! Bu sefer 4 katlı bir apartman dışında tüm evler yıkıldı. Dısarı çıkmaya çalışanlar gizemli bir  şekilde öldü. En azından kadın öyle sanıyor. 43 yasındaki kadın dışarı çıkmaya çalışırken öldü.

Alttaki fotoğraf dehşet vericiydi. Her yeri parçalanmış, henüz yeni bir kadın ceseti. Bu sefer bir mektup yoktu. Ancak mektup yerine, ağlayan insanlar vardı.1962’yi aldı.


   17 Temmuz 1961
Bu sefer 30 yasındaki bir iş adamıydı. Dışarı çıktı. Ancak açlıktan öldü. Zavallı adam..

Yine bir ceset resmi vardı. Yanındaki kağıtta “O adam hiç olmamıştı.” yazıyordu. Bu şekilde gidiyordu defterler. Birkaç tane daha:

17 Temmuz 1978
7 yasında bir çocuk. Dışarıdaki kediler tarafından yenildi.

Ve resimde yaklaşık 3 metre boyunda kediler tarafından yenilen bir çocuk ve yanında “KEDIMI ARAMAYA CIKTIM.” yazan küçük bir kağıt vardı.

17 Temmuz 2004
Kaçmayı başardı. Tebrikler, küçük kız.

Saat 04:15 olmuştu. Son deftere bakıyordu.

17 Temmuz 2013
Devam ediyor.

   Altta yıkılmış apartmanların resimleri vardı.

   Gözünü bir an için kırptı. Açtığında kütüphanede değildi. Gördüğü resmin içindeydi. Kütüphane ise artık yerinde değildi.

Apartman bolum 2-mellie son.  

19 Haziran 2013 Çarşamba

Can Sıkıntısı

  Selam insanlık!Resmi olarak tatildeyiz (Gerçi benim için 2 haftadır asds.Ama resmi olarak.) ve yapacak bir şey olsa bile sıcaktan yapamıyorum.Soğutmak için bir şeyler lazım. Şöyle büyük bir şey istemem lazım.Yeni karakterler yaratmam ve daha iyi çizmem lazım.Beni dershaneye göndermesinler diye seneye daha çok çalışmam lazım.Anime felan izlemem iyi olur birde.Kitap da okumam lazım.Dondurma ve tost sezonum olduğundan onları yemem lazım.Bir de bir susmam lazım sdfgfd.
  Blogun şablonuyla şarkısı şimdiden sıktı lan.Daha çok şarkısı.Değiştirmeliyim.

  18 Haziran'da (Bugün aslında da kaç günümü alır ki bu yazıyı yazmak?Mesela Corpse Party'i önce yazmıştım ama şimdi üstüne bunu yazıyorum.Derp.)Ve içinde acayip beyaz sıvımsı birşey olan bir midyemsi deniz kabuğumsu şeyler topladım.Fanta kutusunda duruyorlar asdffds kum ve deniz suyuyla onları bir kavanoza tıkacağım ve ölüme terk edeceğim.Nihahaha!Kendi kendilerine ölürlerse beni suçlamayın.Rastgelemsi koleksiyonuma koyacağım.


  Corpse Party'nin oyununun videosunu izledim.Karakterler pek de orjinal değildi v_v. İlk videolarında diyologlar oku oku bitmiyordu sdfd bayağı sıkıyor ve ben o diyologları anlayamadım.Ama konu güzelmiş ve ben bazı ayrıntıları kaçırdım sanırım.
  Sachiko sana yalvarıyoruz diye dokuz kez bağırıp bir kağıdı birlikte koparıyorlar falan bunun sürekli arkadaş kalmalarıyla ne alakası var anlamadım asdfa neyse.Lanete kurban gitcniz hpiniz kafayı ycenz olum .ss
  Spoiler olur burada belki.Sachiko psikopat,kırmızı bir elbise giyen bir kız çocuğu veya onun gibi birşey ama sanırım ölmüş.Öldürmeyi sevdiğinden öldürüyormuş. Kaçırılanlardanmış ve aslında insanları öldüren oymuş?Heryerde cesetler var.Herkesin ID kartı var.Naho var kaset çeken ve sevdiği adamın birini öldürüyor.Öğrenciler adamın kasetlerini buluyor falan.Seikoyu aslında kim öldürmüş biliyor musunuz?Sonra bir şeyler yapıp çıkıyorlar.VE SANIRIM HİÇBİRŞEY ANLAMADIM.En azından hiçbirşeyden iyidir değil mi?Hayır anladım,anlamadığım bir iki nokta var işte.
  Mangası var sanırım.Birde 11 dakikalık hiçbir şey anlatmayan bir OVAsı.4 bölümlük OVAsı çıkacakmış bu yaz.Dağı tepesi çıkacakmış.Espriyi anladınız mı?
  


  
Yuka Mochida:Onii-chaaağn :3.

Tuvalete gitmem gerek :< diye sızlanıp duruyor bu velet.

140 cm ve 34.2 kg sdfsdf cüce .ss

Not:Bu kız 14 yaşında sdfdssdfgfds.





---------------------------------------------------------------------------------


Satoshi Mochida:Onii-chanın ta kendisi.



168 cm ve 54.2 kg.Beni 1 cm filan geçti v_v








---------------------------------------------------------------------------------





Yoshiki Kishinuma:Okula falan gelmemezlik ettiği oluyormuş sanırım.


172 cm ve 62.1 kg.Beni geçti ;_;






---------------------------------------------------------------------------------




Ayumi Shinozaki:Korku hikayeleri filan anlatıyormuş sanırım.



151 cm ve 43.2 kg.Bizim 4. sınıflar bile bundan uzundur lan.





---------------------------------------------------------------------------------




Naomi Nakashima:Seiko'nun kankası sdfgfd


158 cm ve 46.4 kg.Bunların hepsi kısa mı lan ;^;








---------------------------------------------------------------------------------





Seiko Shinohara:O da Naomi'nin qanqsı xd


154 cm ve 44 kg.







---------------------------------------------------------------------------------





Yui Shishido:Öğrencilerini pek seven bir hoca.


164 cm ve 54.1 kg.








---------------------------------------------------------------------------------





Mayu Suzumoto:Çok pis ölüyor bu ;A;


154 cm ve 43.9 kg.







---------------------------------------------------------------------------------




Sakutaro Morishige:Cesetlerin fotoğraflarını çekiyordu.Sonra fotoğraflara bakarken Mayu'nun cesetine gelince Mayu'nun bir şeyler dediğini duydu ve HAHAHAHAHAHHA diye güldü ve bir daha haber alamadık.

178 cm ve 62.8 kg.O kazandı ;o;





---------------------------------------------------------------------------------




Yuuya Kizami:Yuka'ya onun kendi kız kardeşi olduğunu söylüyor ve onu kovalayıp öldürmeye çalışıyor.Bi arkadaşını da öldürüyordu.Aslında daha çok şey öldürmüş olduğunu düşünüyorum.Sonra ölüyor.
Psikopatın teki yani :iconmingplz:







---------------------------------------------------------------------------------




Naho Saenoki:Oralarda karşılaşıp durduğun şu şöyledir deyip blog yazan biri.


161 cm ve 45.5 kg.







---------------------------------------------------------------------------------





Sachiko Shinozaki:Korkunçlu kız.Neden Ayumi'yle soyadı aynı anlamadım.Akraba falan mılar acaba?








Sonra bir-iki karakter daha var.Bir kameramanla bir adam,çocuk ruhlar.Filan.


-----------------------------------------------------------------------------------------------------------


MİM

       Bu mimde sorulmuş soruları inandığım tüm gerçekliğimle ve gerçeklerle, araya yalanlar sokuşturmadan cevaplayacağıma benim için değerli olan ve olmayan her şey üzerine elimin altındaki klavye ve mouse üzerine yemin eder, bu değerli mimin yazarı ve oluşturucusu Lord Ninca Samurayzadeoğlu'nun yoğun emek ve uğraşları karşısında ben Kagatsuki de saygılarımı ve şükranlarımı sunarım. 
Sarayın ordaki gölün ördeği Kagatsuki

KURALLAR:
  • Sorular içerisinde bir kuralla belirtilmediği sürece, soruları yalanlarla cevap vermek kesinlikle yasaktır.
  • Sorulardan herhangi biri boş bırakılamaz.
  • Mim bitirildikten sonra kadim bir ritüel olarak 3 su bardağı -yaklaşık 800 ml- su içilmelidir. (Lütfen yanınızda bulundurunuz.)
  • Mim aile bireyleri tarafından yarıda kesilirse lütfen kaydedip kapatınız, sekmeyi değiştiriniz veyahut pencereyi aşağıya indiriniz.
  • Bu mimin ideal cevap süresi 15 ve 45 dakika arasıdır. Puanlama veya sıralama yapılmayacaktır.
  • Mim yapılırken giriş ve kurallar kısmının paylaşılması zorunludur. 
  • Başlamadan önce lütfen ekran parlaklığınızı makul bir düzeye getirip fişinizi elektrik kaynağına takınız. Ani kapanmalar ve batarya bitmesi gibi vakalar sigortamıza dahil değildir.
Ben Kagatsuki yukarıda yazan tüm kuralları kabul eder, tüm şartları sağlar ve mime başlamayı arz ederim.
1.En sevdiğiniz renk/renkler nedir?
Cevap:Yeşil severim.Soluk renkleri severim.Canlı renkleri de filan.Neyse siz beni yeşille bilin iyi mi?
2.İnsanları boy/kilo/dış görünüş/göz rengi/vesaireye göre sınıflar mısınız?
Cevap:Hayır sanırım.İnsanların daha iyi görünmesini dilediğim olur.

3.Ayakkabı numaranız nedir?
Cevap:36-37 gibi birşey.

4.Hiç dişiniz çürüdü mü?
Cevap:Birkaç kez.Şimdi de çürüğüm var.Hepsi daha çıkmamış dişlerimdi,hiç dolgu olmadı çektirdim.

5.Herhangi bir yeteneğiniz var mı?
Cevap:Sanırım resimde var.Elektronik araçlardan anlarım galiba ama o da çok kullanmaktan sanırım.Sonra..İyi hikaye yazabilirim belki ilham gelirse ama o da kitap okumaktan galiba.Ağlamakta yetenekliyim ben ağlayınca insanlar üzülüyor.

6.İlgi alanlarınız nelerdir?
Cevap:Resim çizmek,internet,animeler,insanlar,dünya,yazmak falan.Koleksiyon yapmak.Aslında küçük bir koleksiyonum var:


7.Hayatınız boyunca en nefret ettiğiniz insanlardan birinin kişiliğini tanımlayınız.
Cevap:En nefret ettiğin demediğin için sağol çünkü öyle birşey yok asdf.Sanırım çok itici tavırları var,işte..Ergenin biri.Tanımlamakta zorlanıyorum."Ayy ne diyon yaa" falan diyor.
Not:Az önce sinir olduğum bir insan tipi buldum.TFM'de (Neden hala oynadığımı bilmiyorum asdf aslında oynuyorum da sayılmam.) Not:Bizim team asdfgfdsdfasdfgfd

• [Avataroguz] nereye

• [Mistikgrill] Meijine hayırdır

• [Mistikgrill] Yarram kendine full yetki vermişsin

• [Mistikgrill] kabile bize ait bide ne bok yatpığını sanıyon annesiz orospu evladı

• [Mistikgrill] piçe bak ya

• [Mickyzafer] yetki verin
• [Kagatsuki] Yeni farkettiler
• [Kagatsuki] sdfgdsdfghfdfg
• [Mistikgrill] Bu kabile sizin değil biliyonuz mu
• [Mickyzafer] kagatu :D
• [Mickyzafer] kaşınma :D
• [Mistikgrill] survivor oyuncularıyız.
• [Mistikgrill] sikeriz.
• [Avataroguz] :D
• [Kagatsuki] Ne bok yaparsanız yapın <_<
• [Mistikgrill] yada ben 500 pey yapayım da ben açayım
• [Avataroguz] biz üç kişiyiz gardaş
• [Mistikgrill] gelmişsiniz bide
• [Mistikgrill] full yetkiye kendinize
• [Mistikgrill] çıkarlarınızı sikem
• [Mistikgrill] orospu dölleri
• [Mistikgrill] batuhanın kabileye
• [Mistikgrill] çıkın bu kabileden
• [Mistikgrill] bizim team
• Mistikgrill artık bu kabilenin üyesi değil.
• Mistikgrill çevrimdışı oldu.
• Avataroguz artık bu kabilenin üyesi değil.
• Avataroguz çevrimdışı oldu.
• Sevimsena artık bu kabilenin üyesi değil.
• Sevimsena çevrimdışı oldu.
• Mickyzafer artık bu kabilenin üyesi değil.
• Mickyzafer çevrimdışı oldu.


8.Şu anda resmi olarak eğitim görüyor musunuz? Okulla ilgili düşüncelerinizi belirtiniz.
Cevap:Evet.Okul iyi güzel işte,sıralar çok karalamalı,acayip gürültülü,öğretmenler ne isterse yapabileceklerini ve herşeyi bildiklerini sanıyorlar ve otoriter tavırlarının arkasındaki zavallı yüzü göstermi-Tamam abarttım.İngilizce öğretmeni herkes istemesine rağmen klimayı açmamıştı çünkü üşütmek istemiyordu ve pencereden yeterince hava geldiğini söylüyordu asdfgfsdf.

9.İnsanlarla ilişkilerinizi nasıl tanımlarsınız? İnsanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cevap:İnsanlarla hemen kaynaşabildiğimi sanmıyorum.Sıkılgan tavırlarım var ama ergenliktendir geçer v_v.Daha açık olabilmek istiyorum.İnsanların hepsinin görünümleri çok benziyor ya asdfdsd.Hep benzer tipler var,ne bekliyorum ki?

10.Cinsiyet rolleriyle ilgili fikir ve düşünceleriniz nelerdir?
Cevap:Pek sevmiyorum ._.

11.Türkçe'nin dil kurallarını nasıl buluyorsunuz?
Cevap:Karışıkmış biraz diğer dillere göre.Yabancılar öğrenmekte zorlanıyormuş filan.Babamın başka ülkeden gelen öğrencisi yumuşama şeysi yüzünden bir kelimeyi başka bir kelime sanmış asdfg.Ama iyi güzel.

12.Kendinizi etrafınızdaki insanlardan üstün görür müsünüz?
Cevap:..Aslında evet.Bazılarını bazı konularda.

13.Uykuyu sever misiniz, küçükken sever miydiniz?
Cevap:Yorulduğumda severim.Küçükken sevmezdim sanırım.Şimdi bir tembel hayvana benziyorum ama yinede çok yorulmadıkça yatağa yığılıp kalmam.

14.Biri size bugün ölecek olduğunuzu söylese üzülür müydünüz, üzülürseniz ne için üzülürdünüz?
Cevap:Cidden öleceksem acayip üzülürdüm.Yaşamayı seviyorum ben.

15.Paraya ve statüye değer verir misiniz?
Cevap:Hayır ._. (Aslında kağıt parçası da lazım ya.Paraya değil daha çok onun aldıklarına değer veriyorum asdfds.)

16.Kendinizle ilgili 3'ü doğru 4 şey söyleyin.
Cevap:Gergin veya korkmuş olduğumda tuvalete gitmem gerekebiliyor,denizde yüzerken balıklardan tırsarım,kola içerken perdenin üzerine kola döktüm,kola içmem.

17.Banyo yapmayı sever misiniz?
Cevap:Severim .3.Bıcı bıcı yaparıım dalinle bıcı bıcı yaparım (Aklıma gelen saçma sapan şeyleri takmayınız.)

18.Hayvanları sever misiniz, en çok ne tür hayvanları seversiniz?
Cevap:Severim.Ve sanırım..Ee...Nyan Cat'ı severim :iconnyancatplz:

19.Genetik bilimiyle ilgili düşünceleriniz nelerdir? Canlıların genetiğinin değiştirilmesi sizce ne gibi sonuçlar doğurabilir? (Şöyle iyi/kötü sonuçlar doğurabilir çünkü...)
Cevap:Yeni türler yapılabilir mi böyle?

20.Hayatınızı nasıl buluyorsunuz?
Cevap:İdare eder bile değil ;_;.Herkesinki gibi sıkıcı.

21.Yaz tatilini beğendiniz mi?
Cevap:Biraz daha az sıcak olsaydı daha iyi olurdu.Yine de tatil tatildir,güzel.

22.Dış görünüşünüze önem verir misiniz?
Cevap:Aslında evet biraz ._.

23.İnternet sizi tatmin ediyor mu?
Cevap:Pek değil.

24.Kaşınızı kaldırabiliyor musunuz? (İkisini birden değil, şu kaş atma olayı.)
Cevap: *dener* *yine dener* *aynaya bakıp dener* lan bu ne adffdsdf hayır.

25.Gözlüklü müsünüz? Gözlüklüyseniz lens mi yoksa gözlük mü tercih edersiniz? Gözlüksüzseniz, gözleriniz bozuk olsaydı lens mi yoksa gözlük mü kullanmayı tercih ederdiniz?
Cevap:Gözlüklüyüm ve gözlüğü tercih ederim.Lens ne öyle gözüne yapışık cam gibi D:
Ben Sarayın ordaki gölün ördeği Kagatsuki  elimden geldiğince soruları cevaplamış olup, okuyan ve yapmak isteyen herkes bu mimi yapabilir.


Tüm hakları saklıdır. SAMURAYZADEOĞLU HOLDING © 2013

Not:Suyu içmedim ve 2 günde anca bitirdim.Durum öyle yani..



NAA NE~