16 Aralık 2012 Pazar

Un-Happy 4



Not:Önceki yazımı bedenci gördüyse,özür dilerim sinirliydim.
Hey ben bunu ne zamandır yazmıyordum lan.Yani,önceden yazdıklarıma baktım bana biraz saçma geldi sdfgdsdf.Burada olayı biraz toparlamaya çalışacağım.Kendi yazdığım şeyleri anlayamıyorum sdfgfd.Unuttum neler olacağını.Bir saniye.

Önceki bölümler:
Un-Happy 1
Un-Happy 2
Un-Happy 3
   Akşam 19:56'dı.Çıkmaz bir ara sokaktaydı.Etrafta,yiyecek bir şeyler bulmak için çöpü karıştıran kedi dışında bir canlı yoktu.Haruno (Önceki isimler japonca olduğu için japonca devam etmesi gerekiyor.Gördüğüm ilk japonca kız ismini yazdım.Haruno,Yowobi'ye benzeyen şu kız.Ona daha önce bir isim verdiysem,o isimle yazıyormuşum gibi düşünün ama ben eski bölümleri okurken ismini görmedim)hiç bir şey hatırlamıyordu.Bir şey dışında.Sarı,parlak bir ışık.Kendini görmüştü sanki...
   Bildiği diğer şey,elinde bir kağıt tuttuğuydu.Karmaşık bir yazıyla şunlar yazılmıştı:
"2 26 28 26     28 1 20 16 1 14     11 4 11 17   28 1 15 17 12 29 3 1
2 26 28 26 28 26   5 26 23 26 17    sembol gibi
iku:Orada,geceleri yıldızları rahat görebilirsin.Büyüteç gibi bir nesne var orda.Ama çok uzakları görebilirsin onunla...Bak etrafına,uzaklara."
"Bu da ne?"diye geçirdi içinden.Sonra biraz düşündü.Şifreler hakkında bir iki şey bilirdi."Sembol gibi".Sembol.Ne sembol gibidir?Harfler.Onlar zaten semboldür.Bu sayılar,harflerin kaçıncı harf olduğu ile ilgili olabilirdi.Aceleyle yazılmış gibi görünüyordu.Haruno,aceleyle böyle bir şeyi asla yazamazdı.Aceleyle yazılmamış olsaydı,belki daha karmaşık bir şifre yazılırdı.Her ne olursa olsun,galiba bunu aceleyle harflere çevirse iyi olacaktı.
   Şifreyi çözdüğünde,yaklaşık 15 dakika geçmişti(Yazar şifreyi yazana kadar da yaklaşık 15 dakika geçmişti.)Tam düşündüğü yöntemle yazılmış bir şifreydi.Şifre şuydu;"Büyü yapmak için yalnızca büyüyü düşün."Ne büyüsü?Büyü diye bir şey gerçekten var mıydı?Varsa,iyiydi.Ceplerini yokladı.Bir pilot kalem buldu.Çözülmüş şifreyi kağıdın bir köşesine yazdı.
   Alttaki yazıya baktı.İku,gitmek demekti.Japonca biliyordu.Geceleri yıldızları rahatça görebileceği neresiydi?Büyüteç gibi bir nesne?Çok uzakları?Bunu en aptal kişi bile anlardı (Anlamadıysan üzülme,aptal değilsin.)Büyüteç gibi,çok uzakları gösteren şey teleskoptu.Geceleri yıldızları en rahat nerede görürdü?Notta ne diyordu?"Bak etrafına,uzaklara..."Etrafında,birkaç çöp tenekesi ve bir kedi dışında bir şey yok gibiydi.İç çekip karşıya baktı.Ormanda,uzakta bir gözlemevi vardı.Gri binanın yüzeyi ay ışığında parlıyordu.Dışarıya bakan tek penceresi,sol tarafından uzanan teleskoptu sanki.Böyle,birkaç dakika oraya baktı.Sonra bir anda anladı.Yıldızları rahatça görebileceği,teleskopun olduğu,uzaklara bakınca gördüğü yer o gözlemeviydi!Kenara pilot kalemle yazdığı şifre çözümüne baktı."Büyü yapmak için büyüyü düşün."O gözlemeviyle ilgili ne düşünmeliydi?Aklına gelen ilk şey,oraya gitmekti.Oraya ışınlanmaktı.Gözlerini kapattı.Gözlemevinin içini düşündü.Tam teleskopun olduğu odayı.Üzerinde bir rüzgar hissetti.Hafifçe gülümsedi.Birkaç saniye sonra,etrafta çöp tenekeleri ve kediler dışında bir şey yoktu.Bir de,bir not.
 
4.bölümün sonu.

Sence nasıldı?Sence bundan sonra neler olacak?Sen o şifreyi çözebilir miydin?Sence sonraki bölümü ne zaman yazmalıyım?
Neyse,babam yine bilgisayarı istiyor.Uzun uzun diğer olayları yazacak vaktim yok D:

Şu soruların cevabını yorum olarak atsana sdfdssdfg.
Neyse,naaa neee~