20 Şubat 2017 Pazartesi

r.i.p.

   Umarım iki sene önceki gibi silinmiş bir yazıyı yeniden yayınladığımızda okuma listesinde gözükmüyordur çünkü eğer öyleyse ahem geçmiş olsun.
   Bir arkadaşımın fikriyle bu blogu böyle anısal bir hale getirmeye karar verdim. Bütün kirli çamaşırlarım ortada anlayacağınız.
   Bu blogu on bir yaşından beri kullanıyordum, ondan önce sekiz yaşımdan beri oyalanmamı sağlayan blog girişimlerim oldu. Bu işin olduğum kişiye hem doğrudan, hem kelebek etkisiyle sonsuz etkisi olduğu kesin. Neyse, madem artık kullanmıyorum, bir anı kapsülü olarak dursun dedim. Temayı güçlendirmek için de şu müzik listesi var yukarıda.
   Bana ulaşmak isterseniz Tumblr'dan mesaj atabilirsiniz. Onu da çok kullanmıyorum ya gerçi, bakıyorum arada bir. Kimsenin iletişime geçmek için bir sebebi olacağını sanmıyorum ama madem bu blogun terk edilişine bir bayrak dikiyorum, bunu da dahil etmek lazım.
   Bay bay!
 

18 Şubat 2017 Cumartesi

Not 1

   Şu an karşınıza hangi on yaşındayken dinlediğim müzik çıktıysa özür borçluyum. (Mobilde değilseniz elbet.)

8 Aralık 2016 Perşembe

Öylesine Düşünce Yığını

   Kendime ana akıma attım, oradan süzülüp gidiyorum.
   Daha içe dönük arkadaşlarım beni aptal gibi görüyor ya da ben aptal gibi hissediyorum.
   Gerçekten heyecan duyabileceğim bir şey bulamamak beni üzüyor ama idare etmek lazım.
   Büyüme ve sorumluluk kazanma fikri beni korkutuyor ama istesem de istemesem de başladı çoktan.
   Sinir bozucu muyum? Seri katil tipli ve garip miyim, farklı ve ilgi çekici mi?
   Ergenliğin getirdiği 'kimse beni anlamıyor'dan tutun da aşağılık kompleksine kadar belirtilerin hepsini göstermeyi nasıl başarıyorum?
   Hepsinin cevabı basitçe hormonlar mı?
   İrade sahibi olamayacak kadar aptal mıyım?
   Bu sıradanlaşmak mı, büyümek mi yoksa yalnızca bir süreç mi?
   Neden kimse birbirini anlamadan kendi duygu ve düşünce trenlerinde yolculuk ediyor?
   Lisenin bu kadar korkunç olacağını tahmin etmiyordum, hayatın gerçekleri yüzüme yüzüme vururken kendi gerçeklerimin ırmağındaki kaya parçaları gibiler ve..
   Sahiden yorucu ama yapacak bir şey yok!
   Not: Az önce bu yazıyı yanlışlıkla Tuman'a attım, evet..

11 Ekim 2016 Salı

Geç

Uyku ne zamana: Birine daha var, ötekiyse az sonra.
Hayattan beklentiler: iPhone'a zahmetsizçe müzik indirebilmek.
En büyük korkular: Medikal müdahaleler (daha çok irrasyonel bir korku, fobi gibi) ve okulun hademelerinin bir gün çamurlu ayakkabılarıma yapacakları.
En büyük sevinçler: Yaşıyorum! Hayata bile gelmemiş olmam için tonlarca sebep olmasına rağmen bunları yazıyorum! Matematikte olasılık hesabı yapmışlığınız olmuşsa ve biraz hayal gücünüzü kullanırsanız demek istediğimi anlarsınız.
Olasılık hesapları hakkında bir diğer düşünce: Zar problemlerini kim bulmuş olabilir? Zar problemini hayal etmek için kahvehanede ne kadar vakit geçirmiş olmak gerekir? Tavlayla ne kadar haşır neşir olmak gerekir?
Daha sonra: Bunu bulan kişiyi bulmaya çalıştım ama cık. Bulunalı kim bilir kaç bin yıl olmuştur!
Sonuç: Uhh
Ve de: Aşağıda bulunan Junji İto'nun sevimli çizimini şöyle bir inceleyin.


13 Eylül 2016 Salı

Lider makine üreticilerinin 1 numaralı tavsiyesi

   Merhabalar Avakado Kültü Kardeşliği,
   Yaz bitiyor. Ölü olmayı bırakıp aktifleşme zamanı yaklaşıyor.
   Biraz üzüyor ama sonsuza kadar böyle gidemeyeceğini biliyorum. Okul hakkında en sevmediğim şey erken kalkmak. Sınavları kaldırmak bile daha kolay ama alışkanlık bu ya, sabahın dördüne kadar uyanık kalmazsam olmaz. Gece keşfedilecek çok şey var. Odanızda, internette, kendinizde..
   Ders konusunda daha disiplinli olursam çevremdekilerle ve kendimle sorunlarımın çoğunlukla azalacağını ve yok olacağını biliyorum ama bu konuda içimde bir kuşku, bir endişe var. Ne olduğunu bilmiyorum. Kendime güvenmiyor muyum?
   Gelecek için kariyer, meslek planlarım yok. Bunları belirleyebileceğimden emin değilim. Hayatımın sonuna kadar aynı şeyi tekrar edip durmakmış gibi geliyor bu.
   Yeni yerler görmek, yeni insanlarla tanışmak, yeni şeyler okumak, görüşümü genişletmek, dünyayı daha çok anlamak istiyorum. 
   İnsanlardan ilham almak, insanlara ilham vermek, belki herkesle değil ama birazıyla iletişim içinde olmak istiyorum.
   Bu bloga pek yazmıyorum, ilhamsız ve bu konuda başarısız hissediyorum denebilir. Düşüncelerimi her zaman bu bloga olmasa da -aslında genel olarak bloga yazacağımı sanmıyorum- herhangi bir yere geçirmem lehime olurdu. Deneyeyim.
   Şimdilik bu kadar, görüşürüz, iyi günler, sağlıcakla.

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Bune

   Mrb kutsal Avakado Kültü Kardeşliği!!!!!!!
   Kronik bir yaz depresyonuna tutulduğuma inanıyorum.
   Yani tamam keyfime bakıyorum ve boş tatile boşluk katıyorum ama beynimle baş başa romantik randevularımızda beynim yüzüme küfürler yağdırıp 'git bi hayat edin' demişe dönüyorum.
   Ne yapsam boşmuş gibi geliyor. Bu yazıyı da boşuna yazıyorum ama olsun işim yok.
  Bugün plajda küçük bir kız 'ben yüzmeyi seviyom sen de seviyonmu ehehihi' gibi bir şeyler anlatıyordu ben de 'Küçükken çok severdim ama sonra yaşama sevincimi kaybettim.' dedim. Kız da güldü. Kafama kum atan kardeşim yerine böyle bir şeyleri tercih ederdim.
   Yaz'a elveda dedim bugün. Teknik açıdan bitiyor ama hala tatil ve sıcak.. Tatili de yarı ölü bir fok balığı olarak geçirmiş olmaktan pişman değilim. Bu yolda beni bırakmayan arkadaşlarıma teşekkürler.
   Tatilin bana vermiş olduğu 'Bir hayat amacım yok ve berbat bir insanım ama bu umrumda değil' fırsatından ötürü sonsuz teşekkürlerimi borçluyum ama artık yaşam stilim hakkında derin endişelerimle yüzleşme vaktim geli!!1 *yüzleşemedi* *daha ne olduklarını bile anlamıyor*
   Neyse gece gece yazdım kısacık şeyi, aklıma daha da hiçbir şey gelmiyor ve muhtemelen bu yazıyı silerim falan, olsun şimdilik yayınlayayım o halde size iyi günler/iyi akşamlar/iyi geceler görüşürüz aaaAAaaAAaaAAAAAA